MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı . . Ziraat Bankası Ergani Şubesinden kullanmış olduğu 30.000 TL krediye kefil olduğunu, kredi taksitleri zamanında ödenmediğinden hakkında Ergani İcra Müdürlüğünün 2013/237 esas ve 2013/82 esas sayılı dosyalarında icra takibi yapıldığını, kredi borcunu ödediğini, davalı bankanın asıl borçlu ... ... bankadaki başkaca borçları nedeniyle tekrardan icra takibine başlanılacağını bildirdiğini, icra takibine maruz kalmamak için davalı bankadaki ... ... diğer borçları nedeniyle yapılandırma ve ödeme formatlı belgeyi imzaladığını ve iki taksitte ödediğini ileri sürerek ödemiş olduğu 2 taksit ve ödeyeceği taksitlerinde ticari faiziyle birlikte iadesine, ... . Ziraat bankası Ergani Şube Müdürlüğünde bulunan borçları nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının . . tarafından bankadan çekilen 20.01.2012 tarih 30.000.00TL meblağlı Bireysel (Tüketici) Krediye kefil olduğu gibi aynı tarihli Bireysel Bankacılık Kredi, Ürün ve Hizmet Paket Sözleşmesine de kefil olduğunu, Bireysel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı kredi taksitleri zamanında ödenmeyince banka tarafından davacı ve sözleşme borçlusuna ihtar gönderildiğini, ihtar sonrası Bireysel Kredi borcunun davacı tarafından ödenerek kapatıldığını ancak ihtara rağmen kredi kartı ve ek hesap borcu ödenmeyince icra takibi başlatıldığını, bu takipten sonra davacının borcu yapılandırma talebinde bulunduğunu, yapılandırmanın iki taksitini ödediğini ancak ödemeye devam etmeyince icra takibine devam edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunu 10/3. maddenin, son cümlesi "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur. Alacaklı asıl borçluya başvurup alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayda, davalı banka, asıl borçlu ile kefil olan davacı aleyhine birlikte icra takibi yapmıştır. Davacı tarafın imzaladığı bireysel kredi sözleşmesine dayalı olarak asıl borçlu ... ...'a verilen kredi kartı ve ve bireysel kredili mevduat hesabına dayalı olarak kullandırılan kredi nedeniyle asıl borçluya yapılan takip semeresiz kalmadıkça kefilden istenemez. Anılan kanun maddesi gereğince, davalı bankanın davacı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 10/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy