MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı; davalı bankadan kullandığı konut kredisi nedeni ile kendisinden haksız yere tahsil edilen ücretlerin tahsili için yapılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek 2.989.48 TL üzerinden itirazın iptali ile davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 2.715,00 TL’nin dava tarihi olan 03.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, kredi sözleşmesi kapsamında kendisinden haksız şekilde tahsil edilen dosya masraflarının tahsiline yönelik icraitakibine vaki itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmekle birlikte inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kotu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkarr 2014/4613-36002
tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen takip miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde ıcra-inkarr tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının tüm, davacının ikinci bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünde (1) bentte yer alan " icra inkar tazminatı talebinin reddine" kısmının hükümden çıkarılmasına yerine "Davacı lehine hükmolunan alacağın yüzde 20’si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine" sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.