MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yeğeni olan davalı ...'a ortak murisleri ... ile müteahhit ... arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle dava açılması için avukat tutma yetkisi olan noterde düzenlenen 18.6.2003 tarihli genel vekaletname ile davalı ...'ın diğer davalı avukat ...'ı vekil olarak tuttuğu ve dava açıldığı,açılan dava sürecinde bilgisi ve onayı dışında karşı tarafla sulh olunarak 50.000 TL para tahsil edildiğini öğrendiğini,davalı ...'ı 17.12.2010 tarihinde,...'ı 19.1.2011 tarihinde azlettiğini,tahsil edilen paradan hissesine düşenin de ödenmediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak sulh tarihinden sonra vefat eden annesinin payı da eklenerek şimdilik 16.666 TL nin sulh protokolü tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı,davalı yeğeni ...'a verdiği avukat tutma yetkisi taşıyan noterde düzenlenen vekaletname ile diğer davalı avukat ...'ın avukat olarak tutulduğu,murisleri ile dava dışı müteahhit arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle davalı avukat ... tarafından dava açıldığını,bilgi ve onayı dışında sulh protokolü düzenlenerek 50.000 TL nin tahsil edildiğini öğrendiğini,davalıları bilahare azlettiğini,hissesine düşen paranın da ödenmediğini bildirerek,şimdilik 16.666 TL nin tahsili talepli olarak eldeki davayı açmıştır.Davalı avukat ...,vekaletnamesindeki yetki ile ve diğer davalı ...'ın talimatı ile sulh protokolü düzenlendiğini,tahsil ettiği 50.000 TL paradan kendisinin vekalet ücreti ve masrafları mahsup ederek bakiye 23.000 TL yi davalı ...'a ödediğini savunmuş, genel vekil ... ise tahsil ettiği paranın murisi ... ve amcası ... payı olarak aldığını,bakiye kısım için de mahsup edilmesi talimatı vermediği,bu kısım için ibra vermediğini savunmuştur.Mahkemece,davacının davalı ...'a verdiği genel vekaletname ile tutulan avukat olan davalı ... ile davacı arasında vekalet ilişkisi kurulmadığını,davalı ...'ın müvekkili ...'ın talimatı ile hareket ederek sulh olduğunu ve tahsil edilen paradan vekalet ücreti ve masraf alacağını mahsup ederek bakiyeyi müvekkiline vererek yükümlülüğünü yerine getirdiğini,davacının annesinin protokol tarihinde sağ olduğu için onun payını talep hakkı olmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkında davanın reddine,diğer davalı hakkında davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL nin 5.1.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Dosyanın incelemesinde;Davacının davalı yeğeni ...'a verdiği 18.6.2003 tarihli noterde düzenlenen ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak dava açmak üzere avukat tutma yetkisi taşıyan genel vekaletnameye istinaden diğer davalı avukat ...'na vekalet verilerek 2004 yılında müteahhide karşı dava açıldığı,davanın 19.6.2008 tarihinde sulh protokolü uyarınca sonlandırıldığı,50.000 TL tahsil edildiği,davalı avukatın vekalet ücreti ve masraflarını düştüğünü beyan ederek bakiye 23.000 TL yi diğer davalı ...'a teslim ettiği,davacının 17.12.2010 tarihinde davalı ...'ı,19.1.2011 tarihinde davalı avukat ...'ı azlederek 21.6.2011 tarihinde eldeki davayı açtığı taraflar arasında ihtilaflı değildir.Buna göre öncelikle belirtmek gerekirki, davalı ...'ın avukat tutma yetkisi taşıyan vekaletnameye istinaden dava açmak üzere diğer avukat davalı ...'a vekalet verilmesi ile vekil-müvekkil ilişkisi davacı ile davalı avukat ... arasında oluşmuştur.Genel vekil ...'ın görevi vekaletnamesindeki yetkiye istinaden avukat tutmakla ibarettir.Davalı avukat müvekkili davacıya açtığı dava,yaptığı işlemler,protokol süreci tahsil ettiği paralar,mahsup ettiği vekalet ücreti ve masraflar konusunda hesap vermek zorundadır.
Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “...” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Dava,davacı müvekkilin,bilgisi ve talimatı dışında sulh suretiyle tahsil olunan paranın kendisine ödetilmesine ilişkindir.Davalı avukat diğer davalının bilgi ve talimatı ile sulh olarak tahsil ettiği paranın bir kısmını vekalet ücreti ve masrafa sayarak bakiye 23.000 TL yi diğer davalıya teslim ettiğini bildirmiş bu durum diğer davalı tarafından da kabul edilmiştir.Buna göre az yukarıda izah edilen nedenlerle davalı avukat davacı müvekkiline karşı özen ve sadakatle davranma,hesap verme borcundan kurtarmaz.Davalı avukat,sulh aşaması ve tahsil ettiği para ile ilgili olarak davacı müvekkiline hesap vermekle yükümlüdür.Bundan mahsup edeceği vekalet ücreti ve varsa yaptığını ispatlayabildiği masraf alacaklarını davacı müvekkiline hesap vermek suretiyle mahsup edebilir.Davalı avukat tüm bu izah edilen sebeplerle davacı alacağından sorumludur.Bu sorumluluktan da tahsil ettiği para ve mahsup ettiği kısımlar ile ilgili olarak hesap vermekle kurtulabilir.Mahkemece,davalı avukatın hesap verme borcu üzerinde durularak davalının sorumluğunun bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik değerlendirme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,2.bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy