MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...'nın kardeşi olup, diğer davalıya olan 159.0 DM borcundan dolayı aleyhine icra takibi yapılınca aralarında 18.3.2003 tarihli protokol imzalandığını, teminat olarak sözleşme gereğince 7 nolu bağımsız bölümdeki kooperatif hissesini davalı kardeşi Yosma'ya devir ettiğini, sözleşmenin 4. maddesi gereğince taşınmazın satış bedelinden sözleşme ile belirlenen borcu düşüldükten sonra bakiye miktarın iade edilmediğini ileri sürerek fazla hakları saklı kalarak 30.000 TL'nin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, karşı dava ile de borcun geç ödenmesi nedeni ile geçmiş günler faizi ile taşınmazda davacının devirden sonra da oturduğunu ancak kira da ödenmediğini ileri sürerek şimdilik toplam 10.000 TL'nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın da kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Eyüp tarafından davacı aleyhine 30.10.2001 tarihinde 150.000 DM bedelli bonoya dayalı kambiyo takibi başlatıldığı, davacı ile davalı Eyüp arasındaki 18.8.2003 tarihli protokolle bu takip dosyası ile ilgili olarak ödeme koşullarının belirlendiği, dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Anılan protokolde; 18.12.2004 tarihine kadar icra dosyası borcuna karşılık olmak üzere davacı tarafından 51.000 euronun ödeneceği, davacının 7 nolu bağımsız bölümün kooperatif kaydını alacaklının eşi ...'ye devredip, 18.12.2004 tarihinde borcun kapatılması durumunda taşınmazın borçlu davacıya iade edileceği, kooperatif hissesinin bu şekilde teminat olarak verildiği açıklandıktan sonra 4. maddesinde de, borcun gününde ödenmemesi halinde, kooperatif hissesinin kıymet takdiri yaptırılarak satılacağı ve 51.000 euro alacaktan mahsup edilerek bakiyesinin davacı borçluya iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yine davacı ve davalıların imzasını taşıyan "sözleşme" başlıklı tarihsiz belgede de; daha önce 18.8.2003 tarihli sözleşme ile borca karşılık davacı tarafından devredilen 7 nolu bağımsız bölümün davacı tarafından 31.12.2007 tarihini kadar satışının gerçekleştirileceği aksi halde önceki sözleşmenin 4. maddesinin hükümsüz kalacağı ve davalı ... tarafından 1.1.2008 tarihinden itibaren istediği bedele satılacağı ve bu bedelin taraflarca kabul edileceği, satış bedelinin davalı Eyüp'ün alacağı olan bedelin ferileri de dahil olmak üzere, üstünde bir satış bedeli olursa artan bedelin davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır
Mahkemece, taşınmazın 1.1.2008 tarihindeki rayiç değerinin 115.0 TL olarak belirlendiği ve bu bedelin 1.1.2008 tarihindeki 51.000 euro borcu karşıladığından asıl davanın reddine ve 18.12.2004-30.11.2009 tarihleri arasındaki reoskont faizi geliri toplam 95.587 TL ile 22.6.2005 tarihi ile 30.11.2009 tarihleri arasındaki kira kaybı toplamı 22.259 TL.nı davalı-karşı davacıların talebe hakkı olduğu kabul edilmiştir. Davaya konu 7 nolu kooperatif hissesinin davacı tarafından davalı Eyüp'e olan borcuna karşılık davalı ...'ya teminat olarak devir edildiği ve davalı ... tarafından da 30.11.2009 tarihinde dava dışı şahsa 113.000 TL'na satıldığı tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı gibi bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Uyuşmazlığın çözümünde, taraflar arasındaki iki adet protokol hükümlerinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Öyle ki, 18.8.2003 tarihli sözleşme ile davacı borçlunun ödeme koşulları belirlenmişken, sonraki tarihte yapıldığı anlaşılan sözleşme ile de ilk sözleşmenin yenilendiği ve yeni ödeme koşullarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Son sözleşme kapsamı irdelendiğinde; teminat olarak verilen 7 nolu dairenin satışının 1.1.2008 tarihinde yapılarak, satış bedelini tarafların kabul edeceği ve davacı borcundan (ferileri de dahil) artan kısmının davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. O halde taşınmaz İ13.000 TL.na satıldığına göre borcun ödenmesi gereken tarih olarak (muacceliyet tarihi olarak) belirlenen 1.1.2008 tarihindeki davacı borcunun TL karşılığından mahsubu ile artan bedel olursa asıl dava açısından bu bedelin iadesi gerekir. Mahkemece, bu şekilde rakamlar belirlenip netleştirilmeden yazılı şekilde asıl davanın reddi doğru değildir.
Karşı dava açısından da; davalı-karşı davacının iki kalem isteğinden ilki olan işlemiş faiz alacağının, taraflar arasında ödeme koşullarının sözleşme ile belirlendiği ve ayrıca bir temerrüt de bulunmadığı gözetildiğinde reddi gerekir. İkinci kalem isteği olan taşınmazın satış tarihine kadar davacı tarafından kullanılıp bedel ödenmediğinden bahisle ecrimisıl isteği ise, borcun ödenmesine kadar davalı tarafa teminat olarak verilen taşınmazın yenilenen sözleşme ile borcun muaccellıyet tarihi olarak belirlenen 1.1.2008 tarihinden, satıldığı tarih olan 30.11.2009 tarihine kadar olan süre için davalı-karşı davacının ecrimisil isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve değinilen hususlarda bir araştırma ve inceleme yapılmadan yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 196,20 TL harcın istek halinde iadesine, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy