MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil ... ve vekili avukat ... geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 15.07.2004 tarihli satım sözleşmesi ile 800 dönüm arazi, 40 dönüm çayır, 3 takım ev ve 1 ağıl önündeki arsanın 180.000,00 TL ya alımı konusunda davalı ile anlaştıklarını, 5.000,00 TL nı peşin ödediklerini, satış bedeline karşılık olmak üzere toplam 175.000,00 TL değerinde senet verdiklerini, satış bedelinin 147.000,00 TL sını ödemelerine rağmen davalı ile birlikte satış yapan dava dışı bir kısım şahısların bir kısım taşınmazların tapusunu verdiklerini, bir kısmının tapusunu vermediklerini, kadastro çalışmaları sırasında satılan, ancak hazine adına kaydedildiği için kendilerine devredilemeyen arazilerin de bulunduğunu, davalı ve diğer satmayı vaadedenlere karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları sözleşmenin iptali davası sonucunda mahkemece, satışın resmi şekilde yapılmaması nedeni ile geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmenin feshinin de istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, davalının ise geçersizliği tespit edilen sözleşme gereği verdikleri senetlerin tahsili için icra takibi başlattığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile % 40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazların 180.000,00 TL bedelle satıldığını, davacıların satış bedelinin 80.000,00 TL sını ödediğini, kalan 100.000,00 TL için bono verdiklerini, taşınmazların adlarına tescil edildiği halde bono bedelini ödemediklerini, davacıların satış tarihinden itibaren taşınmazları ekip biçtiklerini, destekleme parasını aldıklarını, sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacıların, bir kısım payların tapuda devredilmediğini, bazı taşınmazların kadastro tespitinde hazine adına tespit gördüğünü iddia ederek, malı fiilen teslim aldıktan sonra bedel ödemekten kaçınmalarının iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, davacıların sözleşmeden kaynaklanan zararlarını ve geçersiz sözleşme nedeniyle aldıklarını iade edip semeni talep edebilecekken semen ödeme yükümlülüğünden kaçmak için menfi tespit davası açmalarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, davalıdan harici satış senedi ile 180.000,00 TL bedelle bir kısım taşınmazları satın aldıklarını, satışı kararlaştırılan arazinin toplam yüzölçümünün 785.333,11 m2 olup, adlarına tescil edilen arazilerin yüzölçümünün 689.255,39 m2 olduğunu, hazine adına tescil edilen arazilerin yüzölçümünün ise 96.077 m2 olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından kendilerine satılıp, adlarına tescili yapılamayan taşınmazlar yönünden de davalıya borçlu olmadıklarının tespitini istemişler, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeye konu taşınmazların dava tarihi itibariyle davacılar tarafından kullanıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmazların bir kısmının hazine adına kayıtlı olduğu tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Dava dışı Maliye Hazinesi, her zaman bu davanın davacılarına karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil talebinde bulunabilir. Hazine adına tescil edilen taşınmazlar yönünden de sözleşmenin geçersiz olduğu kesinleştiğine göre, davacılar bu taşınmazlar yönünden davalıya karşı talepte bulunmakta haklıdır. Hal böyle olunca mahkemece, işin esası incelenip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılı 3,40 TL kalan harcın temyiz edenlerden alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.5.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy