MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Üniversite ile davalı SGK arasında imzalanan Sağlık Hizmetleri Protokolü uyarınca sağlık yardımları SGK tarafından karşılanan kişilere İdarece sağlık hizmeti sunulduğunu ve bu hizmetlerin bedelinin davalı Kuruma fatura edildiğini, İdare tarafından davalı Kuruma teslim edilen 2009 yılı Temmuz dönemine ait toplam 52.924 adet 11.021.929,49 TL tutarındaki faturadan 3.533 adet, 2.132.266,58 TL bedelli faturanın mevcut düzenlemeler gereği örnekleme yöntemi ile seçilerek incelenmeye alındığını, bu inceleme sonucunda haksız kesinti yapılığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.597.328,71 TL'lik haksız kesintinin, kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davasını 12/02/2014 tarihli dilekçe ile 3.083.609,64 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın KABULÜ ile ; dava ve ıslah dilekçesi gözetilerek 3.083.609,64 TL 'nin kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıdan haksız olarak yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkin olup, davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 2.597.328,71 TL’nin kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslahla talep miktarı artırarak 3.083.609,64 TL’ye çıkarılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava konusu olayda davacının, davalıyı dava ve ıslah tarihlerinden önce temerrüde düşürdüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacak miktarının, dava dilekçesi ile talep edilen miktarına dava tarihinden, ıslahla talep edilen miktarına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, tüm alacak miktarına kesinti tarihlerinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının ikinci bent kapsamı dışında kalan sair itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 1.bendinde geçen “…dava ve ıslah dilekçesi gözetilerek 3.083.609,64 TL 'nin kesinti tarihinden itibaren …” söz ve rakamlarının karardan çıkarılarak, yerine aynen “… 3.083.609,64 TL alacağın, 2.597.328,71 TL’lik kısmına dava tarihinden, ıslahla artırılan kısmına ise ıslah tarihi olan 12.2.2014 tarihinden itibaren…” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy