MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ...i'nin vekili sıfatıyla diğer davalı ...Ş. aleyhine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2010/9 E. Sayılı dosyası ile 311.858,74-TL lik alacak talepli icra takibi başlattığını, takibe borçlunun itiraz ettiğini, borçlu tarafın itirazı sebebi ile itirazın iptali davasının açılması aşamasında tarafların bilgisi dışında bir protokol imzaladıklarını ve sulh olup, birbirlerini ibra ettiklerini öğrendiğini, protokole göre ...alacaklı ...'ye ödeme yapmayı kabul ettiğini ve ödediğini, tarafların vekil sıfatıyla takip etmiş olduğu icra takibi ile ilgili sulh protokolünü vekalet ücretini ödememek amaçlı bilgisi dışında yaptıklarını, icra takibi sebebi ile alacaklı davalı ile söz konusu takip ile ilgili 25.12.2009 tarihli 50,000,00-TL bedelli vekalet ücreti sözleşmesini düzenlediklerini, sulh olmaları sebebi ile sözleşme gereği hak kazandığı vekalet ücreti alacağı ile karşı taraf yasal vekalet ücreti alacağını alamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00-TL alacağın temerrüt tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı..., davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile; 49.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ....den temerrüt tarihi 26/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 16.000,00 TL ücreti vekalet alacağın 26/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde (yeni HMK 294,297) maddelerinde düzenlenmiş olup, hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası (yeni HMK 297/son) ile "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, tefhim edilen kısa kararda 16.000,00 TL ücreti vekalet alacağın 26/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmişken, gerekçeli kararda söz konusu olan miktarın 16.300 TL olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması, HUMK.'nun 388/son (yeni HMK 297/son) madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 274,00 TL harcın istek halinde iadesine, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy