MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, emlakçı olduğunu, davalı ile aralarında 04/06/2013 tarihinde gayrimenkul gösterme tutanağı ve komisyon sözleşmesinin imzalandığını, ancak davalının sonraki bir tarihte gezdirmiş olduğu daireyi kendisini devre dışı bırakarak satın aldığını, sözleşme uyarınca %3 +KDV oranında komisyon ücretine hak kazandığını, ücretinin tahsili için başlatmış olduğu icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline ve takibin 6.372 TL'ye 24.06.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsil edilecek şekilde devamına, asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile imzalamış olduğu gayrimenkul gösterme tutanağı ve komisyon sözleşmesi dolayısıyla hak kazandığı ücretin tahsili amacıyla başlatmış olduğu takibe vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline ve takibin 6.372 TL'ye 24.06.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsil edilecek şekilde devamına karar verilmiştir. Oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yoksa anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak icra takibi var ise takip tarihinden, yok ise dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda, davacı icra takip tarihinden önce ihtarname çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla davacının işlemiş faizi talep etmesine olanak yoktur. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek kabul edilen asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerikirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün birinci bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davanın kısmen kabulü ile; İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2013/8021 esas sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin 6.372,00-TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 04.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy