MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, erkek arkadaşı olan davalının kendisini tehdit etmesi nedeniyle 53.700,00 TL tutarındaki hisse senedini dava dışı üçüncü kişiye devrettiğini, ayrıca 15.06.2010 tarihinde kendisinden vekaletname alıp bu vekaletnameye dayanarak aynı tarihte taşınmazını 65.000,00 TL bedelle sattığını ancak parayı kendisine ödemediğini ileri sürerek hisse senetleri tutarı 53.700,00 TL ile taşınmazın satış bedeli olan 65.000,00 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıya vermiş olduğu vekaletname ile kendisine ait taşınmazın davalı tarafından satışı nedeniyle doğan alacağın tahsili isteminde bulunmuş olup, dava hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 506. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. BK.nun 506. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri derhal müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde sözkonusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur.
Somut uyuşmazlık itibariyle, davalı vekilin davacıya ait taşınmazı vekil sıfatı ile sattığı, ancak dosya kapsamı itibariyle satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği anlaşılmaktadır. Mahkemece az yukarıda açıklanan yasa maddesi gözetilerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle taşınmazın satış tarihindeki gerçek bedeli bilirkişi vasıtasıyla belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.