MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murisi-babası .. . ile aralarında evvelce var olan alacak-borç ilişkisi nedeniyle, Düzce ili Darıcı mahallesi 164 parsel sayılı taşınmaz üzerinde lehine 1981 yılında 5.000.000,00 TL bedelle konulmuş olan ipotek alacak bedelinin günün koşullarına uyarlanması yoluyla bugünkü değerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ön inceleme aşamasında, “davacının eda davası açmak mümkün iken ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Ancak sözleşmenin yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulması durumunda hâkim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir.
6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138. maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur.
Bu madde uyarınca "sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olgular kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değişir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.
Dava konusu olayda; davacının, davalılarla müşterek murisleri olan babasının 1984 yılında ölümünden 30 yıl geçtikten sonra iş bu davanın açılmış olması nazara alındığında, sözleşmenin davacı tarafından benimsendiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle dava konusu olayda TBK.nun 138.maddesinde gösterilen uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece bu gerekçeyle uyarlama talebinin ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle neticesi itibarıyla doğru olan kararın gerekçesi değiştirilerek hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacının temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.