MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının, dava dışı babası .. . kullandığı krediye kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil davalı hakkında takip başlattıklarını, bu süreçte asıl borçlunun vefat ettiğini, davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kefil olarak tek başına sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 2014/11225 esas sayılı davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına ilişkin bozma kararına uyulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 10.491,92 TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava tüketici kredisinden doğan alacak hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, babasının asıl borçlu olduğu 7.10.2008 tarihli sözleşmede kefil olarak yer almış, kredi taksitlerinin vadesinde ödenmemesi üzerine 23.8.2012 tarihinde asıl borçlu ve davalı kefil hakkında takip başlatılmış, asıl borçlu 3.12.2012 tarihinde vefat etmiştir. Uyuşmazlıkta uygulanması gereken 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin üçüncü fıkrası tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez düzenlemesini ihdas etmiştir. Bu nedenledir ki; alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça, kefillerden borcun ifasını isteyemez. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı banka, yukarıda bahsedilen amir hüküm gereğince, ancak dava dışı asıl borçlu hakkında yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması halinde alınacak aciz vesikasıyla birlikte kefil hakkında icra takibi yapabilir. Asıl borçlu vefat etmiş olmakla birlikte mirasçılarının yasal sorumluluğu devam edecektir. Dosyada veraset ilamı mevcut olmayıp, mahkemece bu yön araştırılarak şayet davalı dışında sağ mirasçıların bulunduğu tespit olunur ise davacı bankanın doğrudan davalıdan kefil sıfatı ile borcun ifasını isteyemeyeceğinin gözetilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:1-Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.