MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; 2011 yılında yurt dışından satın aldığı bilgisayarın arızalanması üzerine davalının sahibi olduğu işyerine tamir amaçlı götürdüğünü, davalı ile fiyatta anlaşamadığı için dava dışı başka bir firmaya bilgisayarını götürdüğünü burada yapılan incelemede bilgisayar parçalarında deformasyonlar olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davalıya yeniden başvurduğunu, davalının imzaladığı taahhütname ile tamir işlemini kabul ettiğini ancak daha sonra kendisinden tamir bedeli talep edildiğini, dava konusu bilgisayardan artık faydalanmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ürünün rayiç bedeli olan 5.000 TL, 1.000 TL maddi tazminat ve 1.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.000.TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu bilgisayarın davalı tarafından ücretsiz olarak tüm arızalar yönünden onarılmasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ve davacı tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalının temyizine cevap dilekçesi ile hükmü temyiz etmiştir. Davacının temyiz dilekçesi davalıya 15.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiş katılma yoluyla temyiz dilekçesi 27.11.2013 tarihinde verilmiştir. HUMK.nun 433/2 maddesi uyarınca 10 günlük süre geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının 2014/6062-2014/32248
aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davacı eldeki davalı ile 1.000 TL maddi tazminat ve 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş olup, mahkemece yalnızca manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, yalnızca sözleşmeye aykırı hareket halinde kişisel hakların zarara uğradığının kabulü mümkün bulunmamaktadır. Dava konusu olayda manevi tazminata hükmedilemeyeceği anlaşılmakta ise de, davalı tarafça bu husus temyiz nedeni yapılmamış olmakla davalı yararına bozma nedeni yapılmamıştır ancak reddedilen 1.000 TL maddi tazminat miktarı üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK 436/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davacının temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının üçüncü bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, üçüncü bentte açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasına “davacının maddi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 12/2 maddesi gereğince belirlenen 440 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA peşin alınan 24,30 TL harcın istek halinde iadesine, 20.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.