(4077 S. K. m. 1, 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalıyla imzaladığı harici sözleşmeyle davalıdan daire satın aldığını ancak dairenin sözleşmede belirtilen sürede kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek, teslimin geciktiği her aya dair olmak üzere 500,00 TL rayiç bedel üzerinden yaptığı hesaplamayla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazıyla takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaliyle davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, Çorlu 1. İcra Dairesinin 2012/7854 Esas sayılı dosyasında asıl alacak 4.500,00 TL üzerinden takibin devamına, davalının asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 4822 Sayılı yasayla değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde Kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, 1. maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde yukarda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacıyla davalı arasında 4077 Sayılı yasada tanımlanan şekilde satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 Sayılı Kanunun 23. maddesi bu kanunu uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirket tarafından davacıya satılan dairenin geç tesliminden kaynaklanan kira kaybı bedelinin tazminine yönelik icra takibine vaki itirazın iptaline dair olup, davaya konu Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya da Tüketici mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken genel mahkeme sıfatıyla bakılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan sebeple davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 13.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy