MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davalı ...'nın öz babaları olduğunu, davalının takip konusu alacak - borç ilişkisini doğuran 28/06/2005 tarihli protokolün 3. maddesinden kaynaklanan borcunu ifa etmediğini, yapılan icra takibine ise haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1173 esas sayılı takibe yaptığı itirazın iptali ile takibe 70.503,00TL üzerinden yasal faiziyle birlikte devamına, (dosya içerisinde bilirkişi raporu doğrultusunda takipten önce faiz uygulanmamasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra 2014/7405-33341
kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında, icra takibi 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı kanundan önce, 19.04.2012 tarihinde başlatıldığından %40 oranında icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7.maddesi gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle, davalının tüm, davacıların sair temyiz itirazlarının reddine; iki numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci bendinde yer alan “Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine aynen "Davacılar lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, aşağıda dökümü yazılı 4.691,90 TL. kalan harcın davalıdan edenden alınmasına, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy