MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... isimli şirketten 16.08.2008 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Satış Sözleşmesi ile konut satın aldığını, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ... 2. Tüketici Mahkemesi'nin 2011/417 E. Sayılı kesinleşmiş kararıyla sözleşmenin feshi ile ödediği taşınmaz bedelinin iadesine hükmedildiğini, ... 18.İcra Müdürlüğü'nün 2014/3932 sayılı dosyasında ise aynı zamanda konutun site yönetimini üstlenen davalıya yönetim gideri ve aidat bedeli olmak üzere ödemek zorunda kaldığı 16.816,56 TL nin tahsili için takip başlattığını, ancak davalının takibe itirazda bulunduğunu ileri sürerek; takibin 5601,50 TL lik kısmı bakımından itirazın iptaline ve takibin bu miktar kadar devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satış sözleşmesinin dava yolu ile feshi ile satış bedelinin iade edildiğini, talep edilen aidatların dava dışı site yönetimine ödendiğini, husumetten davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin mahkemece feshi nedeniyle daha önce site yönetimine, yönetim gideri ve aiat adı altında ödenen paranın tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacının sözleşmenin feshine kadar ödemek zorunda olduğu ve davalıdan talep ettiği aidat miktarının, ayıplı malın neden olduğu zarar kapsamına girmediği, doğrudan konuttaki ayıptan kaynaklanan bir zarar olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin denetimden geçerek kesinleşen ... 2.Tüketici Mahkemesi'nin 2011/417 E. Sayılı ilamı ile davalının kusurunun sözleşmenin feshine neden olduğu saptandığına göre, artık davalının bu sözleşme nedeniyle davacının uğradığı zararlara katlanması gerekeceği sonucuna varılmaktadır. Davacının, sözleşmenin yapılmamış olması ya da feshedilmemiş olması durumunda iddia edilen zarara uğramayacağı açıktır. Hal böyle olunca, işin esasına girilip sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA,, 26/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.