MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, xx xxx xx plaka sayılı aracı satın aldığını, ancak şartların uygun olması nedeniyle aracın davalının kullandığı kredi ile alınıp, kaydının da davalı adına oluşturulduğunu, kullanılan kredinin tüm taksitlerinin kendisi tarafından ödendiğini, ancak davalının aracı teslim etmediği gibi, kredi borcuna karşılık ödediği toplam 15.000 TL'yi de iadeye yanaşmadığını, başlattığı takibe haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bilahare temyiz edilmediğinden bahisle kesinleştirme işlemi yapılmış, ardından hükmün davalı tarafından temyizi üzerine mahkemenin 23.12.2014 tarihli ek kararı ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş; davalı, bu kez bu kararı temyiz etmiştir.
1-Dosya kapsamından; yargılama sırasında davalı adına yapılan tüm tebligatların ".... Cad. .... İş Merkezi No:....." adresine yapıldığı ve bu adresin de bir işyeri adresi olup, davacının mernis adresi olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı yasanın 9. maddesi ile değişik 35.maddesinin 2. fıkrası; adresini değiştirip de yenisini bildirmeyen taraflar bakımından, mahkemelere adres kayıt sisteminde adresi varsa bu adrese, mernis adresinin tespit edilememesi halinde ise eski adrese ait binanın kapısına tebliğ evrakının asılması suretiyle tebliğ işleminin yerine getirilmiş olacağı düzenlemesine yer vermiştir. Somut olayda, 28.12.2010 tarihli gerekçeli karar, davalının yukarıda belirtilen işyeri adresine tebliğe çıkartılmış, ancak adreste bulunamadığı gerekçesi ile tebligat evrakı 02.02.2011 tarihinde mahkemesine iade edilmiştir. Bu tarih itibariyle yukarıda bahsedilen ve 11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme karşısında mernis adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği açık olduğu halde, mahkemece bu sefer yine aynı adrese madde 35'e göre tebliğ işlemi gerçekleştirilmiştir. Buna göre, mahkemece gerekçeli kararın tebliği işleminin yasal şartları taşıdığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemenin 13.07.2011 tarihli kesinleştirme işlemi ile 23.12.2014 tarihli 2009/291 E. 2010/442 K. Sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına, işin esasının incelenmesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı bu davasında, davalı adına alınan aracın kredi taksitlerinin kendisi tarafıdan ödendiğini, başlattığı takibe davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını istemiştir. Her ne kadar dosya bilirkişiye tevdii edilip, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de, raporda "dosya münderecatında yapılan tespitler neticesinde 8.955 TL ödemenin davacı tarafından gerçekleştirildiği" denilmiş, ancak bunların ne şekilde ödendiği üzerinde durulmamış, soyut ifadelerle yetinilmiştir. Buna göre, 30.10.2010 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Hal böyle olunca, taraf delilleri usülünce toplanıp, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 23.12.2014 tarih 2009/291 esas 2010/442 karar sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 160,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy