MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, kaburga ağrısı şikayeti ile önce... Bölge Araştırma Hasnesine gittiğini, orada yanlış çekilen grafiler ve doktorun ilgisizliğinden bir saptama yapılamadığını, ardından davalı.... hastanesine aynı şikayetlerle müracaat ettiğini, çekilen kemik sindigrafisi ile kendisine kanser teşhisi konulduğunu, Hacettepe hastanesine sevkinin yapılmasını müteakip kendi isteği ile davalı ... hastanesine giriş yaptığını, burada Toraks duvarında kitle saptandığını, kanserin süratle yayıldığının bildirildiğini, davalı doktor tarafından gerçekleştirilen ameliyat ile iki kaburga kemiğinin alındığını, ancak patoloji işlemi sonrasında kanser olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalılarından tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, doktor hatası bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunundan rapor alınmıştır. Raporda "her ne kadar ameliyatla çıkarılan kemikte kanser olmadığı, hadisenin kırığa bağlı sekel lezyon olduğu belirlenmiş ise de, ameliyat öncesinde çekilen bilgisayarlı tomografiyerde tespit edilen kırık hattının patolojik kırık olarak değerlendirilebiceği, bu nedenle de ameliyatla çıkarılıp özellikle kanser yönünden kesin teşhis konulmak suretiyle tedavi cihetine gidilebileceği, ayrıca davacının kaburgasının bir bölümünün çıkarılmasının sağlık sorununa yol açmayacağı cihetle hekimlere atfedilecek ihmal ya da kusur tespit edilmediği" denilerek görüş bildirildiği, mahkemece bu rapor hükme dayanak yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, adli tıp raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir. Raporda, hastaya teşhis ve tanı koymada ne tür işlemler yapıldığı değerlendirilmiş olmakla birlikte bunların yeterli olup olmadığı üzerinde durulmamış, bu tür bir ameliyata karar verilebilmesi için başkaca tıbbi inceleme ve araştırma yapılıp yapılmayacağı gerekliliğine değinilmemiştir. Hal böyle olunca; mahkemece üniversitelerden seçilecek konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme nedeniyle davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy