MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ... ve davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., davalı şirketten taksitle cep telefonu satın aldığını, buna ilişkin davalı ile taksitli satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeyi davacı ...’nin de kefil olarak imzaladığını, satın alınan cep telefonu ile ilgili olarak düzenlenen ve imzası bulunan muacceliyet sözleşmesindeki gecikme faizi ve cezai şarta ilişkin hükümlerin haksız şart oluşturduğunu, sözleşmeye istinaden düzenlenen 5 adet bononun nama yazılı olmadığını, sözleşmenin ve bononun yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4746 sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, eğer takistli satış sözleşmesi ve bonolar geçerli kabul edilecek ise de haksız şart niteliğindeki muacceliyet sözleşmesinin iptaline karar verilmesini ve % 40'tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacıların taksitli alışveriş yapmadığını, telefonun peşin olarak satın alındığını, ancak sonrasında davacılar alışveriş bedelini ödemeyince alışveriş bedelinin takistlere bölündüğünü ve takibe konu bonoların düzenlendiğini, muacceliyet sözleşmesindeki hükümlerin haksız şart oluşturmadığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ... yönünden davanın kabulüne, davacı ... yöününden ise davanın kısmen kabulü ile davacının takip dosyasında takip tarihi itibariyle 2.100,00TL asıl alacak ve 78,81TL faiz toplamı 2.178,81TL borçlu olduğunun, bu miktar dışında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ...’un tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava haksız şart iddiasına dayalı menfi tespi talebine ilişkindir. Davacı ... takibe konu sözleşmeyi ve bonoları kefil olarak imzaladığını iddia etmiş, mahkemece de, davacı ...’nin kefil olduğu, kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğu, asıl borçluya müracaat etmeden kefile gidilemeyeceği gerekçe gösterilerek adı geçen davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Oysa dosyada bulunan sözleşme ve bonoları davacı ... asıl borçlu sıfatıyla imzlamıştır. O halde mahkemece, davacı ...’nin de asıl borçlu sıfatıyla imzaladığı bonolar nedeniyle takip tarihi itibariyle borçlu olduğu miktar tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, davacı ...’nin menfi tespit istemi yönünden davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Bozma şekil ve sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan ndenlerle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy