MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmasız, davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ... 'ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar; davalıya dava konusu taşınmaz parsellerinin satışını içeren düzenleme şeklinde genel vekâletname verdiklerini, davalı avukatın bu vekâletname uyarınca dava konusu taşınmazları tapuda 3. şahıslara sattığını, bir parsel yönünden ise verilen vekâletname uyarınca ...na karşı kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat talepli olarak dava açtığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, bu parselin Hazine adına tescil edildiği ve kamulaştırma bedelinin alındığını, vekilin hesap verme borcunu yerine getirmeyerek taşınmazların satış bedellerini ve kamulaştırma bedelini vermediğini ileri sürerek taşınmazların gerçek değeri ile satış değeri arasındaki fark üzerinden gerçek değerinin hesaplanması ile satımı karşılığında elde edilen gelire paranın alım gücünün hesaplanmasını ve temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle bedellerin tespiti ile davalıdan tahsilini istemiş, talebini ıslah ederek belirlemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 365.338,06 TL’nin dava tarihi olan 18/12/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava hukuki niteliği bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 508. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. TBK’nun 508. maddesi, Vekilin, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene verme borcu ile borç para borcu ise tesliminde geciktiği paranın faizini de ödeme borcunu düzenlemiştir.
Somut olayda, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki rayiç bedelinin, satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde satış tarihindeki değerin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “dava tarihi olan 18/12/2012 tarihinden” ibaresi yerine “davaya konu taşınmazların satış tarihinden” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 18.717,23 TL harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 27,70 TL harcın davacılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy