MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... Md.lüğü vekili avukat ... ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, umumi mağazacılık faaliyeti yaptığını, bu bağlamda davalıdan aldığı çeltik karşılığı makbuz senetleri düzenleyip davalıya verdiğini, ancak makbuz senedine konu çeltiği kendi deposu yerine, davalıya ait depoda; Çeltikle Kira ve Bakım Sözleşmesi ile, Çeltikle Makbuz Senedi Karşılığı Kredi Kullanım Şartlarını Düzenleyen Sözleşme hükümleri gereği muhafaza ettiğini, davalının makbuz senetlerini teminat göstererek bankadan kredi kullandığını, kredi borcunu ödemediğini, makbuz senetleri karşılığı olan çeltiklerin bedelini makbuz senetlerini ibraz edene ödeme yükümlülüğü altında olduğunu, davalıya sözleşme gereği teslim edilen ve makbuz senetlerinde belirtilen pirinçlerin yapılan kontrollerde davalı deposunda olmadığının anlaşıldığını bu hususun tutanakla saptanıp ilgili hakkında ceza davası açıldığını belirterek davalı deposunda bulunması gereken ancak bulunmayan 379 ton çeltik bedeli 551.650,00 TL’nın zararın vuku bulduğu tarihten itibaren sözleşmede kararlaştırılan %27 oranında faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dairemizin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulü ile 439,640,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme 2.12.2014 tarihli celsesinde yargılamayı bitirmiş ve kısa kararda davanın kısmen kabulüne 439.640,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verildiği, gerekçeli kararda uyulan bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporları doğrultusunda çeltiğin dava tarihi itibariyle kg fiyatının 1,26 TL olarak kabul edilmesi gerektiği ve 379 ton çeltiğini fiyatının 439.640,00 TL olduğu anlaşılmakla kurum zararının 439.640,00 TL olduğuna karar verilmiş olup, (379 x1,26 = 477.540,00 ), böylece yukarıda açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında aykırılık oluşturulduğu anlaşılmakla HMK' nun 297/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 23/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy