MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisine ait kıraathanede gündelikçi olarak çalıştığını, günlük yevmiyesini aldığını, işten ayrılması sonucu davalı tarafından kendisine karşı icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takip konusu alacağın 3.300,00 TL'lik kısmının kıraathanede çalıştığı 2012 Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait aylık 1.100 TL ücret alacağına ilişkin olduğunu, 2.200,00 TL'lik kısmının ise kredi kartından davacının işyerine aldığı çay, şeker, su, tüp gibi malzemelere ilişkin olduğunu, toplam 2.693 TL'lik kredi kartı borcunun 493,00 TL'si ödendiği için takipte bu yöndeki alacak miktarını 2.200,00 TL olarak gösterdiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın menfi tespit davası olup, dava konusu olayda icra takibinin bir belgeye dayanmadığı, ispat yükü üzerinde olan davalının, alacaklı olduğunu yazılı belge ile kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü davalı alacaklıya aittir. Ancak somut olayda taraflar arasında hizmet akdi sözkonusu olup, davacı borçlu tarafından da bu akit kabul edilmekle birlikte; davacı, davalının günlük yevmiyesini aldığını ileri sürmektedir. Davalı tarafından takibin 2.200,00 TL'lik kısmı yönünden ise, kredi kartından davacının iş yerine aldığı çay, şeker, su, tüp gibi malzemelere ilişkin harcamalar olduğu savunulmuş, davacı ise cevaba cevap dilekçesinde kredi kartı harcamalarının kart hamilini bağladığını, davalı harcama yapmış olsa dahi harcama karşılığını nakit olarak aldığını, bu durumda kartla yapılan harcamanın veya taksitle alışverişin kendisine sağladığı avantajlardan yararlanarak nakde dönüştürdüğünü ileri sürmüştür. Hal böyle olunca, davalının maaşını ödediğini ve kredi kartı harcamalarının karşılığını nakit olarak aldığını kabul eden ve böylelikle ispat yükünü üzerine alan davacı borçlunun iddiasını ispat etmesi ve mahkemece bu hususta davacının delilleri değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.