MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı İ.... vekili avukat ... geldi. Davacı taraftan gelen olmadığındani onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatlın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, “... Otomotiv San. Ve Tic. Ltd. Şti” nin ortağı olduğunu, bu şirketin eski çalışanı davalı ...'e münferit zamanlarda borç para verdiğini, 20.10.2007 tarihinde bir protokol imzaladıklarını, bu protokolde davalı ...’in 55.000,00-YTL borcu olduğunu ve borç ödenmediği takdirde ödemeyi davalı kefil ...’ın yapacağını taahhüt ettiğini, borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, takibe dayanak protokolün şarta bağlı olmadığını ileri sürerek Şişli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/5417 Esas sayılı dosyasına vaki haksız itirazların iptaline, % 40 icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., 20.10.2007 tarihinde kalem altına alınan yazının bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacının protokolde üzerine düşem edimleri yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin ve haliyle kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu, geçerli bir kefalet akdi bulunsa dahi bunun adi kefalet olarak kabul edilebiceğini, BK'nun 486. maddesine göre adi kefilden talep şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı ..., davacının ortağı olduğu şirkette satış elemanı olarak çalıştığını, bu dönem içerisinde şirkete alınan araçların bir kısmının kendi üzerine kaydedildiğini ve alınan vekaletname ile satışlarının gerçekleştirildiğini, protokolün şarta bağlı düzenlendiğini, borcun ödenmesinin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/300 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın davacı tarafından sonlandırılması şartına bağlandığını ancak bu davanın aleyhine sonuçlandığını ve hakkında icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında muayyen ve muaccel olmuş bir alacak bulunmadığını savunarak davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; Şişli 4. İcra Daire'sinin 2008/5417 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile, 55.000,00-TL asıl alacak ve 1.315,48-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.315,48-TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, borç miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, sözleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. Davacı, 20.10.2007 tarihli protokolün kayıtsız, şartsız borç ikrarı içerdiğini ileri sürmüş, davalılar ise protokolün şarta bağlı olduğunu ve borcun henüz muaccel olmadığını savunmuştur. Mahkemece, protokülon yazım tarzı ve kapsamına göre borcun ödenmesinin şarta bağlanmadığı, borcun davalı tarafça ikrar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen protoldeki borcun şarta bağlı olup olmadığı noktasındadır.
20.10.2007 tarihli protokolün 1. maddesinde, davalı ...'in, davacı ...'e 55.000,00-TL borçlu olduğu, kefili ve ödemesini ... yapacağı, 2. maddesinde, ... Adliyesindeki ... araç davasının arkasında davacı ...'ün olduğu ve davayı bitireceği, 3. maddesinde; ... davası kredisi ödenmiş olduğu halde temiz kağıdı ibraz edileceği (34 xx xxx plakalı), 4. maddesinde; tarafların bundan sonra hiçbir şekilde muhatap olmadığı, işbu ödeme ve mahkemelerin 1 ay içinde biteceği düzenlenmiş olup, söz konusu protokolün ..., ... ve kefil sıfatıyla Deniz Ungar tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Protokolün içeriğinden ve düzenlenme şeklinden 1. maddesinde davalı ... tarafından kabul edilen borcun ödenmesinin, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/300 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın sonucuna bağlandığı, iş bu davanın davalı ...’in aleyhine sonuçlandığı ve hakkında İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/18007 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ortadadır. Hal böyle olunca, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin şarta bağlı olarak kurulduğu ve şartın gerçekleşmemesi nedeniyle davacının talep hakkının doğmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.