MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ve davacı taraftan gelen olmadığından, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... nin büyük ortağı ve yetkili temsilcisi olduğunu, davalının ise kendilerine ait fabrika binası inşaatında proje mimarı ve şantiye şefi olduğunu,... mevki 31 sayılı parsel üzerinde inşaat yapılıp yapılmayacağı,yapılacaksa maliyetinin hesaplanması ve arsa sahipleri ile görüşülmesi ve diğer süreçlerin yürütülmesi için davalı ile anlaştıklarını ve vekaletname verdiklerini ancak inşaat maliyeti konusunda davalının kendilerini yanılttığını, bu nedenle vekillikten azlettiklerini, bu işler için davalıya ödenen 50.000 TL avansın ihtara rağmen iade edilmediğini ileri sürerek 50.000 TL nin 10.9.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiş,karşı davasında,dava konusu 31 sayılı parsel ile 103 ve 22 sayılı parseller nedeniyle davacıya verdiği mesleki hizmeti nedeniyle 160.199 TL alacağından şimdilik 10.000 TL nin ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne,karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, mimar olan davalı ile 31 sayılı parsel için inşaat yapılmak üzere arsa sahipleri ile görüşmek,taşınmazın inşaatla ilgili durumu için resmi kurumlarda araştırma yapmaya,müracaatta bulunmaya ,her türlü işlemi yapmaya dair 27.11.2012 tarihinde vekaletname verdiğini, inşaatın maliyeti ile ilgili konularda eksik bilgilendirilme nedeniyle kar edebilecekleri bir yatırım olmadığının anlaşıldığını, sözleşme yapılmadığını, 24.5.2013 tarihinde davalının azledildiğini, bu süreç için kendisine ödenen avansın ihtara rağmen iade edilmediğini ileri sürerek bu paranın tahsili için eldeki dava açmıştır. Davalı, kendisinin mimar olduğunu, taşınmazla ilgili resmi kurumlardan araştırma yaparak proje hazırladığını,arsa sahipleri ile de görüşüp sözleşme taslağı hazırlayıp davacıya gönderdiğini,mekanik proje için teknik yardım aldığını,sözleşmenin davacının davranışları nedeniyle yapılamadığını,bu süreçte yaptığı işlerin mimarlar odası asgari ücret tarifesine göre bile ödenen avansın çok üstünde olduğundan asıl davanın reddine karar verilmesini,karşı davasında ise 31/103/22 sayılı parseller için yaptığı mesleki çalışması nedeniyle davacının ödediği avansta düşülerek bakiye ücretinden şimdilik 10.000 TL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme hem vekalet akdi hemde hizmet akdini kapsayan karma bir akit niteliğindedir.Davalının vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 508 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 509. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekle yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.Buna göre öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akti yönünden değerlendirildiğinde davalı vekilin azlinin haklı olup olmadığı,vekaletname kapsamındaki işlerin yapılıp yapılmadığı yada gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususlarının öncelikle incelenmesi gerekir.Davalı vekilin azlinin haklı olması halinde ücretin tamamını talep hakkı olmayıp azil tarihine kadar bitirdiği işlerin ücretini talep edebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece,öncelikle bu husus üzerinde durulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davalı karşı davasında dava konusu 31 sayılı parselin yanı sıra 103 ve 22 sayılı parseller için mimarlık hizmeti verdiği halde ücretinin ödenmediğini belirterek 160.000 TL alacağından şimdilik 10.000 TL nin tahsilini talep etmiştir.Mahkemece karşı davanın reddine karar verildiği halde,davalının karşı davasında belirttiği parsellere ilişkin verdiği hizmetler yönünden bir inceleme yapılmamış,bilirkişi raporunda da bu konuda değerlendirme yapılmamıştır.Mahkemece davalının karşı davasındaki talepleri yönünden delilleri toplanıp taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına,2.bentte açıklanan nedenle ,davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA,3.bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde tarafalara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.