MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalı ... Bankası A.Ş. avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ... Bankası A.Ş.vekili avukat ...'nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahhit şirketten 300.000,00-TL'ye bağımsız bölüm satın aldığını, 15/04/2011 tarihinde kat irtifak tapusunun verildiğini, sözleşme bedelinin 150.00,00-TL'sinin davalı bankadan alınan konut kredisi ile ödendiğini, dairenin sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini, ihtar çektiğini, sonuç alamadığını, bağlı kredi kullandırması nedeniyle davalı bankanın da sorumlu olduğunu ileri sürerek, 08/02/2011 tarihli daire satış sözleşmesinin 4077 sayılı yasaya aykırılık nedeni ile feshine, davalı şirkete ödenen 150.000,00-TL'nin ihtarın tebliği tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine, yoksun kalınan kira kaybının tespiti ile 31/08/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, konut finansman kredisinin feshi ile ipotek şerhinin kaldırılmasına, dava tarihine kadar ödenen kredi taksit bedellerinin ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, dava tarihinden sonraki kredi taksitlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini istemiş; 23/12/2014 tarihli celsede, öncelikle sözleşmeden dönme hakkını kullandığını,kabul edilmediği taktirde sözleşmenin ayakta tutularak yoksun kalınan kira bedeli olarak 12.000,00.-TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı şirket, edimin %90-95 oranında tamamlandığını, ayıp bulunmadığını, kira kaybı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı banka, bağlı kredi olmadığını, süresinde talepte bulunulmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, satış sözleşmesinin feshi ile davalı şirkete ödenen 150.000,00-TL'nin tahsiline ilişkin talebin reddine, konut finansmanı kredi sözleşmesinin feshi, dava tarihine kadar ödenen kredi taksit bedelinin tahsili ve ipotek şerhinin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine, 9.299.99-TL kira kaybı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... Bankası A.Ş tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının davalı şirket tarafından inşa edilen Leb-i Derya Konutları'ndan 08/02/2011 tarihli sözleşme ile bir bağımsız bölüm satın aldığı, satış bedelinin 150.000,00-TL'sinin davalı bankadan kullanılan konut kredisi ile ödendiği, davalı şirket ile davalı banka arasında “Çerçeve Kredi Sözleşmesi” imzalandığı, davalı banka tarafından kredinin, belirli bir proje kapsamında ve belirli bir satıcı ile sözleşme yapılması koşuluyla kullandırılmış olduğu, bir başka ifade ile bağlı kredi niteliğinde bulunduğu, 15/04/2011 tarihinde kat irtifak tapusunun verildiği, sözleşmede satıcının 31/08/2011 tarihinde konutu teslim etmeyi yükümlendiği, sözleşmenin 11. maddesine göre ek üç aylık sürenin ilavesi ile teslim süresinin 30/11/2011 olduğu, ancak bu tarihte ve dava tarihinde halen bağımsız bölümün teslim edilmediği, mahkemece yaptırılan keşif ile B2 Blokta inşaat seviyesinin % 81 aşamasında olduğunun, blokların tamamı ve çevre düzenlemesi gözönüne alındığında projenin tamamlanma oranının % 85 olduğunun ve dairenin oturulabilir durumda bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulündedir. Davacı, bağımsız bölümün süresinde teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönme, ödenen bedelin iadesi, konut kredi sözleşmesinin feshi, ödenen taksitlerin faizi ile iadesi, konuttaki ipotek şerhinin kaldırılması ve kira kaybının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. 23/12/2014 tarihli celsede davacı vekili; öncelikli taleplerinin sözleşmeden dönme olduğunu, aksi halde yoksun kalınan kira bedelinin tahsilini istediklerini bildirmiştir. Mahkemece, teslimden itibaren süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından sözleşmeden dönme hakkının kullanılamayacağı, ancak yoksun kalınan kira kaybının istenebileceği gerekçesi ile diğer taleplerin reddine, yoksun kalınan kira kaybının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı şirketin taahhüt ettiği tarihte bağımsız bölümü teslim etmediği, dava tarihi itibariyle de konutun oturulabilir nitelikte olmadığı, davacıya fiilen teslim yapılmadığı, davalı şirketin sözleşmede öngörülen borcunu ifa etmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının satış sözleşmesinden dönme hakkını kullanabileceği açıktır. Bu durumda mahkemece, satış sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu gözetilerek davacının öncelikli olan bu talebinin gözetilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve teslim olmadığı halde teslimden itibaren ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesiyle davacının terditli taleplerinden yoksun kalınan kira tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı ... Bankası A.Ş'nin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalı ... Bankası A.Ş'nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 158,82 TL harcın davalı-... Bankası A.Ş.'ne, 27,70 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.