MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... geldi, davacı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 19.1.1983 tarihinde noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 651 parsel sayılı taşınmazın kendisine satılmasının kararlaştırıldığını, 9.700.000 TL satış bedelini ödediğini, tapunun devredilmemesi nedeniyle açtığı cebri tescil davası sırasında taşınmazın 3. kişiye satılması nedeniyle davanın konusuz kaldığını, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtayca ödenen bedelin tazminat davasına konu edilebileceği gerekçesiyle kararın onandığını, davalıların sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek taşınmazın rayiç değerine mahsuben şimdilik 20.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, evvelce açılan ferağa icbar davasının davacının kendi edimini yerine getirmediğinden reddedildiğini, davacının satış bedelini ödemediği hususunda kesin hüküm oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne, 20.000 TL.nin dava tarihinden ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında 19.1.1983 tarihinde noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 651 parsel sayılı taşınmazın 9.700.000 TL bedelle davacıya satılmasının kararlaştırıldığı, satış bedelinden 1.000.000 TL peşin alınarak bakiyesinin muhtelif vade tarihli beş adet senet mukabilinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı , davacı tarafından 25.12.1984 tarihinde açılan cebri tescil davası ile davalı yanca açılan sözleşmenin feshi davasının birleştirilerek görülmesi sonunda davaların reddine karar verilip, Dairemizin 24.11.1997 tarihli ve 9698/9512 sayılı ilamı ile davacının ödediği bedel hakkında tazminat davası açabileceğine işaret edildiği dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle anlaşılmaktadır.
Davacı da eldeki dava ile, ifa imkansızlığı nedeni ile uğradığı zarara karşılık tazminat isteği ile talepte bulunmuştur. Mahkemece , davacının edimini yerine getirmediği ve hiç ödeme yapmadığı hususunda kesin hükmün bulunduğu bu nedenle talep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin 23.11.200 gün ve 2006/11149-15410 sayılı bozma ilamı ile ; " mahkemece, öncelikle davacının yaptığı ödeme miktarın tespiti gerekir. Bu yöndeki taraf delilleri, evvelce açılıp sonuçlanan dava dosyası içindeki taraf beyanları ve deliller, senet asılları, ve tüm deliller değerlendirilmeli, davalı yandan kabul edilen ödeme miktarı sorulmalı, özellikle davalı ...ve Ahmet Özdamar’ın 25.5.1990 tarihinde karakolda verdikleri ifadelerinde satış bedelinin 4.000.000 TL’sinin ödendiğini bildirdikleri ifadeleri üzerinde durularak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle, yapılan ödeme miktarı tespit edildikten sonra, saptanan miktarın satış bedeline oranı tespit edilmelidir. Taraflar arasına düzenlenen satış vaadi sözleşmesi noterde yapılmış olup geçerli bir sözleşme olduğundan taşınmazın 3. şahsa satılması nedeniyle ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle belirlenecek rayiç değerini tazminat olarak isteme hakkı bulunmaktadır. Ne var ki bu bedel ödediği miktara orantılı olmalıdır. Mahkemece davacının ödediği miktarın ve satış bedeline oranının tespiti ile bu oranın 3. şahsa satış tarihindeki rayiç değere uygulanması sonucu bulunacak bedele hükmedilmesi gerektiği.. " hususlarına dikkat çekildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulduğu açıklandıktan sonra, davacının satış bedelinin tamamını ödediği kabul edilmiş ve taşınmazın keşif tarihi itibariyle rayiç değeri olan 21.015.000,00 TL.nin talebe hakkının bulunduğunun kabulü hakkaniyete uygun olduğundan taleple bağlı kalınarak 20.000 TL.nin tahsiline karar verilmiştir. Davalılar, sözleşme ile kararlaştırılan satış bedelinin tamamının ödenmediğini, sözleşmede belirtilen bazı bonoların davacı isteği ile yenilenerek vadelerinin uzatıldığını açıklamış ve senet asıllarını sunmuştur. Davacı da tüm bedeli ödediğini ileri sürmüş ve bir kısım senet asılları ile fotokopi niteliğindeki ibraname ibraz etmiştir. Bozma ilamında da açıklandığı üzere öncelikle davacı tarafın ödemelerinin tesbiti önem arzetmektedir. Mahkemece bu hususta ayrıntılı ve gerekçeli bir araştırma yapılmamıştır. O halde öncelikle tarafların ibraz ettikleri senet asılları tek tek tesbit edilerek sözleşmede kararlaştırılan senetlerle karşılaştırmaları yapılmalı , fotokopi ibranamenin sonuç duğurmayacağı gözetilerek davacı ödemelerinin hangi senede karşılık ne kadar miktarda olduğu belirlenerek bir sonuca varılmalıdır. Bu aşamadan sonra davacının ödeme tutarına göre satış bedelinin tümüne oranı bulunarak , taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarih itibariyle belirlenecek rayiç değerine uygulanarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Esasen mahkemece, bozmaya uyulmasına açıkca karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar.Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Mahkemece, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile bozma kapsamı dışında ayrıca taşınmazın keşif tarihindeki değerinin esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davalı ...'un yargılama aşamasında 30.1.2011 tarihinde öldüğü ancak mirasçıları davaya dahil edilmeden ölü kişi aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalı Sevdiye mirasçıları İbrahim ve Süheyla Erol lehine bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1.ve 2. bentte açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 3. Bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılar ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy