MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı TMSF vekili avukat . .., diğer davalı ...Ş. vekili avukat... ile davacı vekili avukat . ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, davalı ile imzalamış olduğu avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, dava ve icra dosyalarını takip etmekte iken, davalının tüm dosyaları, dava dışı ....’ne temlik ettiğini, söz konusu temlikle birlikte vekalet ilişkisinin de sona erdiğini, davalı ile imzalanan ücret sözleşmesine göre, davalı adına yapılan tahsilatlar üzerinden kurum tarafından ücret ödeneceği gibi, karşı taraftan alınacak ücretin de avukata ait olacağının belirtildiğini, ne var ki temlik tarihi itibariyle tahakkuk eden vekalet ücretlerinin ödenmesi için davalıya göndermiş olduğu 25.4.2007 tarihli ihtardan sonuç alamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 107.585,29 TL ücret alacağının, 8.5.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne” ilişkin ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce özetle, “…hükme esas alınan bilirkişi raporu, karşı taraf vekalet ücretlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen, mahkeme ise, “sözleşme gereğince ödenmesi gereken vekalet ücretlerine” göre hüküm kurmuş, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itirazları ve ödeme savunmaları da, bu nedenle dikkate alınmamıştır. Bu durumda, mahkeme kararı ve bilirkişi raporu arasında açık bir çelişki olduğu gibi, mahkemece, söz konusu bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu belirtilmiş olmakla, kararın gerekçesi de kendi içinde çelişkilidir.” açıklaması ile bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 72.405,59 TL vekalet ücreti alacağının 8.5.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2-Davacı, davalı ile imzalamış olduğu vekalet sözleşmesi gereğince, dava ve icra dosyalarını takip ederken, davalının tüm dosyaları, ihbar olunan....ne temlik ettiğini ileri sürerek, vekalet ücretlerinin tahsilini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin benzer nitelikteki 2010/2168 esas 2010/14771 karar sayılı içtihadı emsal alınarak, bozmadan önceki 26.4.2011 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiden, bozmadan sonra alınan 26.3.2014 tarihli asıl ve 12.8.2014 tarihli ek raporlara göre hüküm kurulmuşsa da, söz konusu raporların, gerek davacı avukatın hukuki yardımının başladığı tarihten, vekalet sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadarki emek ve mesaisinin, gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin özellikle 7/A-2 son maddesinin değerlendirilmesi ve davacıya yapılan ödemelerin tespiti açısından denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde bilirkişi raporunda verilen bilgilere göre, sözleşmenin söz konusu hükümlerine, davacının emek ve mesaisine uygun olarak ücret hesabı yapılıp yapılmadığı denetlenemediğinden, mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde
davacı avukatın, vekaletin başladığı tarihten, temlikle vekaletin sona erdiği tarihe kadar, davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş olduğu emek ve mesaisine karşılık hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücretleri tespit edilip, yapılan ücret ödemelerine ilişkin tüm hesap ve kayıtların incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 16/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.