MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan kullandığı tüketici kredisi nedeniyle banka nezdindeki emekli maaşına bloke konularak eylül 2013 tarihine kadar aylık kesinti yapılarak toplam 11.715 TL tahsil edildiğini, yapılan işlemin haksız olduğunu ileri sürerek, maaşındaki blokenin kaldırılarak 11.715 TL.nin kesinti tarihinden en yüksek faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, kesintinin yapılması için virman talimatı olduğunu, davacının talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 10.196,40 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacıya ait ... Bankası Bozkurt Şubesinde bulunan emekli maaş hesabı ile aynı bankanın ... Şubesi emekli maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasına, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan kullandığı tüketici kredisi borcu taksitlerini ödeyemeyince, kredi taksitlerinin davalı bankaca emekli maaşından kesilmesinin ve maaşına bloke konulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ödenen taksitlerin iadesi ile maaşındaki blokenin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı banka ise, davacıya kullandırılan 26.01.2011 tarihli bireysel kredi sözleşmesine istinaden 60 ay vadeli 15.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığını, sözleşme ve ekindeki rehin sözleşmesi ve taahhütname ile takas mahsup haklarının olduğunu, emekli maaşının tamamına bloke de konulmadığını savunmuştur. Mahkemece, 5510 sayıl yasanın 93. maddesine göre, sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir ve aylıkları ödemeleri devir ve temlik edilemeyeceğinden davacının bu konudaki talimatlarının ve muvafakatlarının da geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 702,32 TL taksit miktarının iadesine, maaşa konulan blokenin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalı bankadan kullandığı muaccel hale gelmiş tüketici kredisi taksitlerinin bloke edilen emekli maaşından alınıp alınamayacağı, emekli maaşına bloke konulup konulmayacağı, ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93.maddesinde “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” Denilerek emekli maaşlarının haczedilemeyeceği kuralı getirilmiştir. Buna karşın İİK.nun 83/a maddesi "İİK.nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir" hükmünü taşımaktadır. Bu madde gereğince borçlunun hacizden önceki dönemde haczi mümkün olmayan bir malın haczedilebileceğine dair alacaklı ile yaptığı anlaşma geçerli değildir.
Ne var ki 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde, "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı az yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler yürürlükte iken kredi sözleşmesini imzalamıştır. Davacı tarafından imzalanan sözleşmenin 15. maddesi ve aynı tarihli temlikname ile borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, virman, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya vermiştir. Davalı Banka sözleşme hükümlerine göre kesinti yapmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu Yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez.
Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez. Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur. Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz (TMK m.2). Tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemez, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesi de hukuken himaye göremez. Aksi halde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkânsızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır.
Hal böyle olunca mahkemece uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 174,12 TL harcın istek halinde iadesine, 08/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.