MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, galerici olan davalıdan haricen 2. el otomobil satın aldığını, bedelin bir kısmını peşin ödediğini, bakiye borç için de 3.500,00 TL bedelli 15.03.2010 tanzim ve 29.09.2010 vade tarihli kambiyo senedi verdiğini, bir süre sonra bu aracı davalının satışa arz ettiği başka bir otomobil ile takas ettiğini ve senette yazılı borcuyla birlikte banka hesabından 23.06.2011 tarihinde 16.000,00 TL, 27.06.2011 tarihinde 1.000,00 TL olmak üzere toplam 17.000,00 TL araç bedelini davalının hesabına havale ettiğini ancak aracın kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek bonodan dolayı aleyhine açılan icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, bu talep kabul edilmediği takdirde 17.000,00 TL alacağından, bonodan dolayı ferileri ile birlikte 5.343,54 TL’sinin takas edilerek 11.656,46 TL alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir hukuki işlemin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut uyuşmazlıkta temel ilişki bakımından davalının (satıcı) davacıya (alıcı) araç sattığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Aracın ikinci el araç olmasının sonuca etkisi bulunmadığı gibi, TKHK nun 4/3. maddesine göre; İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olduğu gözetildiğinde, satıcı-davalıya karşı açılan davaya bakmaya 4077 sayılı Yasanın 23. maddesi gereğince tüketici mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birince bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.