MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı emlak komisyoncusu olduğunu, davalıya 24.10.2011 tarihinde davaya konu evin de içerisinde bulunduğu dört adet villa gösterdiğini, davalının ise davaya konu Uskumruköy Arıköy Sitesi Susam sokak No:35, 580 parsel, Bölge No:13’deki villayı çok beğendiğini ancak para bulmak için süreye ihtiyacı olduğunu belirttiğini, bunun üzerine 24.10.2011 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşmeye özel şart eklediklerini, sözleşme gereği 45 gün boyunca gelen kişilere villanın satılamayacağını söylediğini, 29.11.2011 tarihinde ise davaya konu villanın davalı tarafından eşi adına satın alındığını öğrendiğini, davalının sözleşmede kararlaştırılan komisyon bedelini ve cezai şartı ödemediğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, emlak komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olarak eldeki davayı açmıştır. Davalı, davaya konu taşınmaz kendisi tarafından alınmış olsa da olayların yanlış aksettirildiğini, sözleşmenin evi gezdirmek bahanesi ile boş olarak imzalattırıldığını, her ne kadar taşınmaz kendisine gösterilse de yetkili komisyoncunun davacı olmadığını öğrendiğini, komisyon ücretini ödeyerek yetkili komisyoncu aracılığıyla evi satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece sözleşmenin kurulması için tarafları bir araya getirmeyen davacının davalıdan tellallık ücretini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki, yazılı belgeye imza atan sonucuna katlanmak zorundadır. Davalı belgedeki boşluğun sonradan doldurulduğunu ispat edememiştir. Hal böyle olunca davada dayanılan sözleşmenin kapsamına itibar edilmelidir. Diğer taraftan davalı, davacı ile imzaladığı sözleşmeyi ortadan kaldırmadan ve onun gösterdiği taşınmazı satın almakla sözleşme gereği davacıya ödemeyi taahhüt ettiği komisyon ücretini ödemekle yükümlüdür. Davada dayanılan sözleşmede ayrıca 15.000 TL+KDV cezai şart miktarı olarak belirlenmiştir. Ne var ki, davalı tacir olmadığından, BK.nun 161/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nefaset kurallarına uygun olarak tespit edilmeli gerekmesi halinde ise tamamen kaldırılabilmelidir. Mahkemece bu hususlar tartışılmaksızın eksik incelemeye dayalı davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 09/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy