MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... sınırları içerisinde kalan iki adet hemzemin geçitte bariyer tesis ederek bekçili bariyerli geçit olarak hizmete soktuklarını, bekçilik hizmetinin yürütülmesi için ihale yaparak Eylül 2006 Mayıs 2008 döneminde hizmet alımı suretiyle bekçilik hizmetini özel şahıslara gördürdüklerini, davalıdan bu hizmetin bedelinin ödenmesini istemelerine rağmen ödenmediğini, yapılan hizmetin belediyenin görevi olduğunu, hizmet bedelini davalının vekaletsiz iş görme hükümlerine göre ödemesi gerektiğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere 6.700 TL hemzemin geçit bariyer hizmeti bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 6.700,00 TL nin dava tarihi olan 17/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki dava ile vekaletsiz iş görme hükümlerine göre ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.700 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine yapılan yargılama sırasında davacı ıslah ile talebini 141.643,50 TL'ye çıkarmış ve Mahkemece 141.643,50 TL nin davalıdan yasal faizi ile birlikte (6.700,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 134.943,50 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 29/02/2012 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle) tahsiline karar verilmiş, bu kez Dairemizin 2013/23861 E. 2013/24819 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararından sonra ıslah talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle yeniden bozma kararı verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece, 6.700,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin kural, ıslah edilen kısma ilişkin hakkın kaybı anlamına gelmeyip, ıslah talebi dikkate alınmaksızın davanın başında talep edilen miktara göre karar verilmesi anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca Mahkemece, davanın başında talep edilen 6.700,00 TL ile sınırlı olarak hüküm kurulması gerekirken, fazlaya ilişkin talebin de reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 342,67 TL harcın davalıdan alınmasına, 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.