MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ...'nın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, müteahhit olarak yaptıkları 1 nolu parsele ilişkin olarak dava dışı İSKİ tarafından yapı ruhsatının iptali için İdare mahkemesinde açılan davaya müdahil olduklarını bu aşamada inşaatın yıkılacağı zannı ile zor durumda kalarak davacı avukata vekalet verip 17.10.2006 tarihli ücret sözleşmesinin yapıldığını, davanın süre yönünden reddine karar verilip kesinleştiğini, davalı talebi üzerine 6.000 TL. Ücretin ödendiğini ancak davalının bakiye ücretin ödenmediği gerekçesi ile aleyhlerine icra takibi yaptığını ileri sürerek, takipten dolayı borçlu olmadığının tesbitine, mümkün olmazsa ödeme emrindeki asıl alacağın hakkaniyete uygun indirim yapılarak uygun şekilde tesbitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, azlin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacıların takipten dolayı 79.239 dolar dışındaki alacaktan dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı taraf ile davalı avukat arasında yapılan 17.10.2006 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ile davalı avukatın, İdare Mahkemesinde görülmekte olan yapı ruhsatının iptali davasında ihbar olunan sıfatıyla dava dışı Belediye yanında müdahil olarak davaya katılan davacının bu davada haklarını korumakla yükümlendiği ve 22.4.2008 tarihinde davacı tarafça azledildiği, idare mahkemesince 27.12.2007 tarihinde davanın süre yönünden reddine karar verilip kesinleştiği ve sözleşmede alınacak ücretin 165.000 dolar olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, azlin haksız olduğu, idare mahkemesindeki davanın süre yönünden reddedilmesi nedeni ile davalı avukatın harcadığı emek ve zaman mesaisi gözönüne alınarak % 50 oranında hakkaniyete uygun bir indirim yapılmasının gerektiği açılanarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Avukatlık Kanunu'nun 174/2 maddesi gereğince avukatın azli halinde ücretin tamamı avukata verilir. Davalı avukatın anılan dosyada davayı takip ettikleri ancak karar kesinleşmeden azledilildiği anlaşılmakta olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Böyle olunca mahkemece, taraflar arasındaki 17.10.2006 tarihli ücret sözleşmesinin tarafları bağlayacağı kabul edilerek ve haksız azil ile ücretin muaccel hale geldiği kabul edilerek, Avukatlık Ücret Sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde davalı avukatın talebe haklı olduğu gözetilerek, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. Bent gereğince davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 2.486,50 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 2.457,80 TL kalan harcın temyiz eden davacılardan alınmasına, 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.