MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri avukat ..., ... ile davalı ... vekili avukat...'nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... Üniversitesi'nin mütevelli heyeti başkanı olduğunu, üniversitenin tıp fakültesi ve hastanesi için uygun bina arayışı içinde olduğunu, daha öncesinden tanıştığı davalı ...'ün üniversite hastanesi olarak kullanılabilecek bina bulmak konusunda tellallık hizmeti verebileceğini, uzun yılladır bu işi yaptığını,... Profesörü ve eski .. olması sebebiyle güven telkin ettiğini, sözlü bir gayrimenkul tellallığı sözleşmesi kararlaştırıldığını, emlak danışmanlığı hizmeti vermesi, gerekli tüm araştırma ve incelemeleri titizlikle yapmak suretiyle uygun gayrimenkuller arayıp bulması ve uygun nitelikleri haiz gayrimenkulün bulunması neticesinde kira sözleşmelerinin imzalanması hizmetleri karşılığı hizmet bedeli olarak 3.500.000 USD ödeyeceğini, anlaşma bedelinin çok yüksek bir meblağ olması nedeniyle bu bedelin 1.000.000 USD'si peşin, kalanın 5 eşit taksitte ödenmesi ve bakiye 2.500.000 USD için her biri 500.000 USD değerinde 5 adet belge verdiğini,bu belgelerde taahhütlerinde davalılardan ...'ün kamu görevlisi olduğundan kendisini sözde yediemin olarak gösterildiğini, davalı tarafa toplam 1.500,000 USD ödediğini, ancak davalının vermesi gereken hizmeti yerine getirmediğini ileri sürerek,1.500,000 USD'nin işlemiş en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, husumet, zamanaşımı ve esastan davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı tarafın aktif husumet ehliyeti ve yetkisi olmadığı yönündeki itirazların kabulü gerektiği, 6100 sayılı yasanın 114/d ve 114/h maddelerine göre davacının davacı sıfatı olmadığı dolayısıyla dava şartı eksikliği nedeniyle davacının davasının usulden reddine karar verilmiş;hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava,taraflar arasındaki tellallık hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekirse,TBK'nun 520.maddesi gereğince taşınmaz mal tellallığına ilişkin sözleşmenin yazılı olarak yapılması zorunluluğu vardır. Bu maddede öngörülen yazılı şekil,geçerlilik şartı olup,bu şartta uyuşmadan yapılan tellallık sözleşmesi geçersizdir. O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Somut olay bakımından,davacının davalı tarafa vermiş olduğu taahhütnamelerin,taraflar arasında ihtilaf konusu bulunmayan sözlü tellallık sözleşmesi kapsamında verildiği dosya kapsamı ile sabittir. Davacının bu taahhütnameleri şahsı adına verip imzaladığı görülmektedir. Zira sözkonusu taahhütnamelerde, davacının mütevelli heyeti başkanı olduğu üniversite adına hareket ettiğine ilişkin açıklama veya şerh bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmediği için geçersiz olduğuna göre davalı tarafından alındığı sabit olan meblağın da iadesi gerekmektedir.
Her ne kadar davalı husumet itirazında bulunmakta ise de,davalı ... ve ... tarafından,davacıya karşı 26.09.2011 tarihli her biri 500,000 USD olan dört adet taahhütname başlıklı belge ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı ve borçlu olan davacının itirazı ile...İcra Hukuk Mahkemesi'nin 30.10.2014 tarih ve 2014/937-992 esas ve karar sayılı ilamı ile istemin kabulüne karar verildiği,bu kararın temyizi üzerine de,....Hukuk Dairesi'nin 09.04.2015 tarih ve 2014/32941 esas,2015/9212 karar sayılı ilamı ile,alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden,mahkeme ilamının bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalının aynı taahhütname ile alacağına ilişkin takip yapması,sonrasında ise borçlu davacının akdi ilişkinin geçersizliğine ilişkin açtığı davada ise husumet itirazında bulunmuş olması,savunma kapsamında hukuka aykırılık teşkil etmese de,maddi vakıa değerlendirilmesinde davalı lehine sonuç doğurmaması gerekmektedir. Çünkü dayanılan simsarlık sözleşmesi geçerli değildir. Kaldı ki bu husus ....Hukuk Dairesi tarafından da yapılmış olup artık kesinleşmiştir. Sözleşme yorumlanırken tarafların gerçek iradelerinin gözönünde tutulması gözardı edilmemelidir. Mahkemece,davacının husumet ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esası incelenip,hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2–Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birince bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı lehine bozulmasına,ikinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL harcın temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy