MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
KARAR
Davacı, davalılardan ...’nın davacı banka ile aralarında düzenlediği 15.5.2012 tarihli tüketici kredisi sözleşmesini diğer davalıların da kefil sıfatıyla imzaladığını, taksitlerin ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalıların vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı banka tarafından, tüketici kredisi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ve kefiller aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle dava açılmış, mahkemece de kefiller hakkında asıl borçlu ile aynı gün takip yapılmış olması nedeniyle 4077 Sayılı Yasanın 10/3. maddesine aykırılık oluşturmayacağından asıl borçlu ve kefillerin başlatılan icra takibinden birlikte sorumlu olacakları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü, emredici nitelikte bir hükümdür. Bu hükümle yasa koyucu, alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı, asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği, takibin semeresiz kaldığı, borçlu hakkında ödemeden aciz belgesi düzenlendiği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayda davacı banka, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü’nün 2014/10243 esas sayılı dosyası ile davalı asıl borçlu Ertuç ile birlikte kefiller Okan ve Emine hakkında da takibe geçtiği görülmüştür. Oysa, asıl borçlu ve davalı ... hakkındaki icra takibi sonuçlanmadan, davacı bankanın diğer davalılardan (kefiller) alacağını talep etme hakkı henüz yasal olarak doğmamıştır. Başka bir anlatımla kredi veren davacı bankanın, tüketici kredisini kullanan asıl borçlu Ertunç aleyhine başlatılan icra takibi sonuçlandırmadan, kefiller hakkında dava açma ve takip başlatma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle; Mahkemece asıl borçlu ve kefillerin dava konusu icra takibinden birlikte sorumlu olacaklarına ilişkin kabulü yerinde olmayıp, kefiller hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle hükmün davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA, davacı ve davalı ...'nın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy