MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile yapılan anlaşma sonucu dava konusu taşınmazı davalıya satarak tapu devrini yaptığını, davalı adına düzenlediği 90.000 TL satış faturasına konu bedelin 40.000 TL kısmının ödenmediğini, tapu satış senedinde satış bedeli olarak 65.000 TL olarak gösterilmesi nedeniyle bu kısmın ödendiği kabul edildiğini, bu nedenle 25.000 TL talep edilmesi gerektiğini, satış bedelinin tahsiline ilişkin yapılan icra takibine vaki itiraza konu miktarın 25.000 TL kısmına dair itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı 120.000 TL bedelle davacıdan satın aldığını, bu bedelin 116.000 TL kısmını 22.03.2010 tarihinde bankadan çekerek üzerine 4.000 TL ekleyerek davacıya elden teslim ettiğini, davacıya güveninden dolayı teslime ilişkin bir belge almadığını, taşınmazın tapu satışının belediye rayiç bedeli üzerinden yapıldığını, davacı tarafından kendisinin bilgisi dışında düzenlenen faturaya dayalı olarak talepte bulunamayacağını, faturadan icra takibi ile haberdar olduğunu öncesinden bir bildirim yapılmadığını, davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 25.000 TL asıl alacak ve 1.512 TL işlemiş faiz olmak üzere 26.512, 5 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, Asıl alacak miktarı 25.000 TL'ye takip tarihinden itibaren 3091 sayılı yasaya göre faiz işletilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Yargılama makamları iddia ve savunmayı, taraflarca gösterilen delilleri gereği gibi incelemek ve ulaştıkları sonucu ikna edici bir gerekçeyle kararlarına yansıtmak zorundadırlar. Aksi bir durum adil bir yargılama yapıldığını göstermez. Mahkeme kararlarındaki gerekçesizlik Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın ihlalidir.
6100 sayılı HMK 297 maddesi gereğince de; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı, belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hangi nedenler ile karar verildiğine ilişkin her hangi bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Oysaki mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması Anayasa hükmü olduğu gibi kararın yukarıda belirtildiği şekilde HMK 297. maddesinde yer alan hususları kapsaması da zorunludur. İncelenen mahkeme kararının bahsi geçen yasa hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmakla, gerekçesiz bir şekilde ve usulün 297 maddesine aykırı olarak yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.