MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 16/03/2010 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi kapsamında davalıyı bazı dava ve takip dosyalarında vekil olarak temsil ettiğini, sözleşmeye göre verilen görevleri yürütürken 05/05/2011 günlü gerekçesiz azilname ile azledildiğini, gerek sözleşmeden kaynaklanan aylık ücretlerinin gerekse takip ettiği dava ve takip dosyalarında hak ettiği vekalet ücretlerinin ise ödenmediğini ileri sürerek 24.662,00 TL alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sözleşmenin feshinin ve azlin haksız olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulü ile takibin 22.286,21 TL üzerinden devamına, bu miktarın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince; dosyanın incelemesinde; Davacının 16/03/2010 tarihli vekaletname ile davalının vekilliğini üstlendiği, aynı tarihli sözleşme ile hukuki görüş bildirme ve sözleşmede yazılı davaları ve davalı tarafça sonradan verilecek dava ve işlerin vekil sıfatıyla takip edileceği kararlaştırılmış olup aylık ücretin 750 TL olduğu, avukatın bakacağı dava ve takipler için ek ücret ödeneceği belirtilmiştir. Davacı avukat, davalı tarafça 05/05/2011 tarihinde azledilmiş olup, azilde gerekçe gösterilmemiştir. Yargılama sırasında davalı taraf cevap dilekçesinde, davalı şirketin hisselerinin dava dışı Kayseri Şeker Fabrikasına ait bulunduğunu, davacının ... Fabrikası A.Ş.'nin de sözleşmeli avukatı olduğunu ve bu şirketle ilgili olarak hakkında zimmet suçuna yardım ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan soruşturma yürütüldüğünü, davacıya güvenlerinin kalmadığını, bu yüzden sözleşmeyi fesh ederek davacıyı azlettiklerini, haklı azil nedeniyle hiç bir şey isteyemeyeceğini savunmuştur.
Davalının bildirdiği soruşturmaya ilişkin olarak dosya içinde yer alan ... 11. Ağır Ceza mahkemesinin 2012/28 esas sayılı dava dosyasına esas iddianamede, davacı avukatda sanık olarak yer almış, şirket ve kooperatif yetkililerinin kendisine usulsüz ödemeler yaptığı hatta şirket kasasından çekilen paraların aklanması için davacı avukata avukatlık ücreti adı altında ödeme yapıldığı, davacının diğer sanıklarla el ve işbirliği içinde olduğu ve bu suretle ... Fabrikası AŞ'yi zarara uğrattığı iddiası ile dava açılmıştır. İddianamede yer alan sanıklar arasında diğer sözleşmeli avukatlarda yer alıp, ... Fabrikası A.Ş. tüm sözleşmeli avukatların sözleşmelerini bu arada davacı avukatın sözleşmesini de feshetmiştir. Davalı tarafın azil ve fesih için yaptığı bu savunma ve dosya kapsamındaki delillere göre, davalının büyük ortağı olduğu dava dışı şirketle ilgili davacı avukatın da katıldığı iddia olunan soruşturma konusu eylemler nedeniyle güveninin sarsılarak artık birlikte çalışmak istememesi haklı azil sebebidir. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcuttur. Azil ve feshin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil ve fesih halinde ancak fesih tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil ve fesih, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet eder.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; Azil tarihinde davacı hakkında yürütülen soruşturmanın güven sarsıcı olduğu sabit olup, haklı azil sonucunu doğurduğu anlaşıldığından ve azil tarihinde kesinleşmiş iş bulunmamasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 380,60 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 351,40 TL harcın davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.