MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil ... ile davalı vekili avukat ... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalının çocuklarının maliki olduğu taşınmazın ... Askeri Hava alanı mania kriterleri içinde olması nedeniyle "askeri makamlardan inşaat izni alınması"na ilişkin 1 Temmuz 2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesini davalı avukatın müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, aldığı vekaletname ile gerekli makamlara başvurup işi sonuçlandırmasına rağmen, sözleşme ile kararlaştırılan ücretinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazının iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, avukatlık sözleşmesinin ikinci maddesinde "işten dolayı avukata ödenecek ücretin bakiyesi iş bitiminde ödenecektir" yazdığını, yine aynı anlaşmanın altındaki imza kısmında "dava kazanıldığı takdirde, iş bitiminde 15.000 USD dolar Avukat ...'a ödenecektir "şerhinin bulunduğunu, sözleşmede vaat edilen iş bitirilmediği için bakiye vekalet ücreti alacağının olmadığını, tarafların anlaşmasının üzerinden iki buçuk yıl geçtiği halde bitirme şartı yerine getirilemediği için davalının bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Belediye tarafından 18.06.2008 tarihinde taşınmaz üzerinde 7 metre inşaat için ruhsat verildiği, sözleşme ile inşaatın 7 metre inşaat ruhsatının yükseltilmek istendiği, bu bağlamda Genelkurmaya başvuru ret kararı ve yargı aşaması sonucu verilen 7 metrelik inşaat izni için verilen ruhsatın geçersiz hale geldiği, böylece davacının vekil olarak sözleşmede belirtildiği üzere üstlendiği istenilen şekilde inşaat iznini alamadığı, sözleşmenin geri kalan ücretin ödenmesinin de başarı ölçütüne bağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki dava ile 01.07.2008 tarihli sözleşmeye dayanarak başlatmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, davalı ise bakiye ücretin iş bitiminde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından iş bitirilmediğinden davacının bakiye ücrete hak kazanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Taraflar arasındaki 01.07.2008 tarihli sözleşmenin birinci maddesi ile davacı avukat, müvekkillere ait olan ve ... Askeri Hava Alanı mania kriterleri ve Askeri Güvenlik Bölgesi içinde bulunan arsa vasıflı taşınmazla ilgili olarak ilgili askeri makamlardan inşaat izni alma işini üstlenmiştir. Yine aynı sözleşmenin 2. maddesinde sözleşme konusu işten dolayı avukata 20.000 Dolar vekalet ücreti ödeneceği ve 5000 Doların sözleşmenin imzalanması ile avukata peşinen, bakiyesinin ise iş bitiminde ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Avukatın, vekil olarak borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 505 ve devamı (818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 389 ve devamı) maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 506. (BK.' nun 390.) maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Verilen özen yükümlülüğü, vekalet sözleşmesi nedeniyle yüklendiği işi vekalet verenin yararına sonuç doğuracak şekilde görmesi ve zarar verebilecek her çeşit davranıştan kaçınması anlamına gelip, vekalet sözleşmesinde vekil, üstlendiği işin özenle görülmesi borcu altındadır. Ancak işin sonucunun elde edilip edilmemesi, iş özenle görüldüğü sürece vekilin sorumluluğuna yol açmaz. Diğer yandan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 34.maddesinde de, “avukatların yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yaraşır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde davranmak ve Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” düzenlemesi bulunmaktadır. Avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sorumluluğu gerektirmektedir. Bu kapsamda uğranılan zararların da vekil tarafından karşılanması gerekir. Bu sorumluluk, sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı çalışmalar ve araştırmalarla ilgilidir.
Somut olayda dosyanın incelenmesinden, davacı avukatın 12.06.2008 tarihli dilekçesine istinaden ... İlçesi ... İlk ... Belediye Başkanlığınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı 15. Kolordu Komutanlığı'na yazılan 16/06/2008 tarihli yazı ile sözleşme konusu taşınmazın Samandıra Askeri Havaalanı Engel ve Mania Planı çerçevesinde değerlendirilerek mania alanı açısından bir engel teşkil edip etmediği ve maksimum yapı yüksekliğinin kaç metre olması gerektiği hususunda görüş sorulduğu, Kara Kuvvetleri Komutalığı Muhabere Hizmet Destek Eğitim Komutanlığının 04.08.2008 tarihli yazısı ile söz konusu taşınmaz üzerinde inşa edilecek yapı yüksekliğinin maksimum 7 metre olabileceğinin bildirildiği, bunun üzerine davacı avukatın bu kez de Genel Kurmay Başkanlığına başvurarak müracaatları üzerine müvekkillerine ait taşınmaz üzerinde ancak 7 metre inşaat izni verildiği, taşınmaz civarındaki emsal teşkil eden yapılanma gözönüne alındığında verilen irtifanın adil olmadığı gerekçesiyle ihtiyaç duyulan 15.5 Metre inşaat yüksekliğine izin verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı avukat, sözleşme ile üzerine almış olduğu arsa vasıflı taşınmazla ilgili olarak ilgili askeri makamlardan inşaat izni alma işini yerine getirmiş olup, sözleşmede ayrıca bir şart öngörülmediğinden davacı avukatın sözleşmede kararlaştırılan ücretin tamamına hak kazandığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca davacı avukatın sözleşme ile kararlaştırılan bakiye ücrete hak kazandığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, harcadığı emeğin karşılığının sözleşme yapıldığı sırada verilen peşin ücret ile ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.