MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, dava dışı... eğitim Bilişim Hizmetleri AŞ aleyhine düzenlenen vergi ceza tarhiyatlarına karşı yargı yoluna başvurulması hususunda 15.09.2005 tarihinde imzalanan avukatlık hizmet sözleşmesine davalının, şirketin ücret borcuna müteselsil kefil olarak imza attığını, sözleşmede 50.000 USD olarak belirlenen ücretin sözleşmeden doğan avukatlık hizmetlerinin özenle yerine getirilmesine karşın ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/30388 Esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafın itirazının 25.000,00 USD tutarındaki kısmının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, itirazı iptal edilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan, reddedilen miktar üzerinden %20 tazminatın ise davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK 67/2 maddesinde takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceği hükme bağlanmıştır. Anılan kanun hükmü uyarınca davacı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Eldeki davada davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla bozmayı gerektirir. Ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.'nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm bölümünün 3. bendinde yer alan "Reddedilen asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının (25.000 USD X 1.5603 %20 = 7801,5 TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine ”Şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.