MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ava dışı .....'e ait taşınmazı satın almak üzere davalı bankadan 63.000 TL bedelli konut kredisi kullandığını, davalı bankanın müdürü ile satıcı A...... arasındaki hileli ilişkiye dayalı olarak taşınmazın satın alınmasından önce kurulan ipoteği, yazım şekli itibariyle konut kredisi kullanılması nedeniyle tesis olunacak ipotek zannederek bu ipotekle birlikte satın aldığını, sonrasında krediyi kapatmak istediğinde satıcının borçları nedeniyle ipoteğin kaldırılamayacağının bildirildiğini, davalı bankanın müdürü ile satıcının dolandırıcılık suçlarından yargılandığını ve satıcının borçları nedeniyle davalı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibi yapıldığını ileri sürerek; aşınmaz üzerindeki ipoteğin sadece kullanılan konut kredisinin teminatı olarak yapıldığının tespiti ile bu şekilde tapuya tesciline,icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı..... adına kayıtlı taşınmaz üzerine banka lehine bu kişi tarafından konulan ipotek sonrasında davacı ...’ın ipotekle yükümlü olarak satın alması nedeniyle sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın konut kredisi sözleşmesine dayalı temel ilişkiden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.