MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
KARAR
Davacı, taraflar arasında düzenlen 1/1/2009 tarihli sözleşmeye göre davalı şirketin mali müşavirlik işlerini üstlenip yürüttüğünü, davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshetmiş olması nedeniyle sözleşme uyarınca yıl sonuna kadar tahakkuk eden 8.497,80 TL ücretin işlemiş faizi ile birlikte kendisine ödenmesi gerektiğini, bu nedenle başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini öne sürerek, davalının vaki itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin karşılıklı olarak mutabakata varılarak feshedildiğini, Mart 2009 itibariyle hizmet ilişkisinin sona erdiğini buna rağmen aynı yılın Nisan ve Mayıs ayına ilişkin ücretin ödendiğini, davacının verdiği mali müşavirlik hizmetinin de kusurlu olması nedeniyle ilişkinin bu şekilde devam etmeyeceğini anlayan davalının akdi feshettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, Dairemizin 8.4.2012 gün ve 2012/4221-10499 E.-K. sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile 8.446,80 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiş, hüküm yeniden davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 1.1.2009-31.12.2010 tarihleri arasında serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetlerini yürütmek üzere davalı ile imzaladıkları sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini ileri sürerek kalan dönem için sözleşmenin 8. maddesi gereğince müşavirlik ücretinin tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davacının Mart 2009 tarihinden sonra mali müşavirlik hizmeti vermediği mahkemenin de kabulünde olduğu gibi tüm dosya içeriği ile de sabittir. Mart 2009 tarihi itibariyle sözleşme fiilen feshedilmiştir. BK 325. maddesi gereğince “iş sahibi işi kabulde temerrüt ederse işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyi mahsup ettirmeye mecburdur.“ hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca kural olarak, davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir. Başka bir anlatımla davacı, Mart 2009 tarihinden dönem sonuna kadar ücret istemekte haklıdır. Ancak, işe gelinmeyerek tasarruf edilen zaman yönünden de hakkaniyet ölçüsünde bir değerlendirme yapılarak, bunun da tazminat miktarından düşülmesi gerekir. Ne var ki mahkemece davacının kırtasiye giderlerinden tasarruf edilen miktar indirilerek hüküm kurulmuş ise de; davacı muhasebecinin işe gelmeyerek (muhasebe işlerini yapmayarak) tasarruf ettiği miktarın hakkaniyete uygun şekilde düşürülmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının çalışmayarak tasarruf ettiği dönem için hakkaniyete uygun şekilde indirim yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken ve esasen bozma kararında da bu husus da vurgulandığı halde sadece kırtasiye giderlerinden tasarruf edilen giderlerin indirilmesi suretiyle bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davalının ikinci bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy