MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...'ın yatırım amacı ile almasını önerdiği taşınmaz bedeli için davalı ...'ın kızı davalı ... hesabına 30/01/2008 tarihinde 50.000 Euro gönderdiğini, davalı ...'ın ... İli, ... İlçesi, ... Köyü,... Mevkiinde ... Parsel no'lu taşınmazı kendisi adına satın aldığını, ancak tapu işlemlerinde sorun olduğunu belirterek kendi adına tescil ettirdiğini, bilahare vekil tayin ettiği davalı ...'la yapılan işlem sonucu taşınmazın kendisine devredildiğini, 2009 yılı Eylül ayında Türkiye'ye geldiğinde taşınmazı gördüğünü ve yaptığı araştırmalar sonucunda taşınmazın 3.000-5000 TL civarında olduğunu öğrendiğini, taşınmaz için gönderilen 50.000 Euro'nun bakiyesinin kendisine ödenmediğini, vekalet görevinin böylece kötüye kullanıldığını ileri sürerek ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00 TL'nin 20/03/2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davacının göndermiş olduğu para ile davacı adına .... ilçesi ... Mahallesinde dükkan satın aldığını, ... ilçesindeki taşınmazın kendisine ait olduğunu ve bu taşınmazı davacıya sattığını savunmuş, diğer davalılar ile birlikte davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile 60.000 TL'nin dava tarihi olan 12.10.2009 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki dava ile davalı ...'a kendisi adına taşınmaz almak üzere 50.000 Euro gönderdiğini, ancak davalının kendisine 50.000 Euro'nun çok altında bir bedel ile taşınmaz satın almasına karşın aradaki farkı iade etmeyerek vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek, 60.000 TL'nin faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ... ise davalının göndermiş olduğu 50.000 Euro ile ... Mahallesinde davacı adına vekaleten dükkan satın aldığını, Çubuk'daki taşınmazın ise davacı ile aralarında satım sözleşmesine konu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Davacının, cevaba cevap dilekçesinde davalı ...'ın kendisi adına bankada bulunan döviz hesabından da para çekme yetkisini içeren vekaletnamesi bulunduğunu ve bu hesaptan davalı ... tarafından çekilen 25.000 Euro ile ... Mahallesindeki dükkanın alındığını ileri sürmesi üzerine Mahkemece her iki taşınmaz üzerinde keşif yapılarak .... İlçesinde bulunan taşınmazın dava tarihi itibariyle 4.000,00 TL, ... Mahallesinde bulunan taşınmazın ise satım tarihi itibariyle 25.270,00 TL, dava tarihi itibariyle 27.765,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece, davacının hesabından çekilen 25.000 Euro'nun hesaptan çekildiği tarih itibariyle 32.250,00 TL, yurtdışından gönderilen 50.000 Euro karşılığının ise bankadan çekim tarihi itibariyle 58.550,00 TL tutarında olduğu ve davacı adına yaptığı harcamaları müteakip 61.530.00TL'nin davalı ...'ın uhdesinde kaldığı gerekçesiyle ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davacı dava dilekçesi ile yurtdışından göndermiş olduğu 50.000 Euro'yu dava konusu etmiş, vekaletnameye istinaden hesabından çekilen 25.000 Euro'yu dava konusu etmemiştir.
HMK 26.md ( HMUK 74.md) gereğince, hâkim her iki tarafın iddia ve savunması ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Hal böyle olunca, Mahkemece dava konusu edilen 50.000 Euro üzerinden taşınmaz bedeli düşülerek kalan miktara hükmedilmesi gerekirken, talep aşılmak suretiyle yazalı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalını sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 1.024,50 TL harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.