MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat ... ile davacı Asil ....gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının boşanma davasını takip ettiğini, davalının boşanma talebinin kabulü ile 200.000 TL maddi tazminat ve 30.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, gerekçeli kararın tebliği aşamasında haksız olarak azledildiğini belirterek 34.500 TL akdi vekalet ücreti ile mahkemece hüküm altında alınan 1.320 TL karşı yan vekalet ücretinin tarafına ödenmediğini belirterek 25.820 TL akdi ve karşı yan vekalet ücretinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, haklı olarak azlettiğini, kaldı ki vekalet ücretinin maktu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle, 5.8.2014 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile 24.320,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendi kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının, davalıya vekaleten takip etmiş olduğu İstanbul 5. Aile Mahkemesinin 2011/11 esas sayılı boşanma davasında hükmedilen 230.000,00 TL maddi-manevi tazminat üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi oranlara göre ve Avukatlık Kanununun 164/4. Maddesine göre de %10 üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılmıştır. Yanlar arasında ücret sözleşmesi bulunmadığından hukuki yardımın başladığı yada vekaletin verildiği tarih gözetilerek Avukatlık Yasasının ilgili hükümleri uyarınca ücret belirlenmelidir. Uyuşmazlık vekalet ücreti alacağına ilişkin davanın konusunun parayla ölçülüp ölçülemeyeceği konusunda toplanmakta olup, mahkemece, az yukarıda açıklandığı üzere hükmedilen tazminat değeri esas alınmıştır. Oysa ki söz konusu boşanma dosyası incelendiğinde, maddi ve manevi tazminat talebinin dosyadan tefrik edilmeyerek 19.02.2013 tarihli kararla kabul edildiği anlaşılmaktadır. Azil tarihindeki duruma göre, davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davası, para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminat ve nafaka istemleri ise, boşanma talebine bağlı fer’i nitelikteki talepler olup, harca tabi olmadığı gibi, vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamazlar. Buna göre, boşanma talebine bağlı fer’i nitelikteki sözü edilen taleplerle ilgili Avukatlık Kanununun 164/4 ve 164/son maddelerine göre vekalet ücretinin hesaplandığı bilirkişi raporu isabetsiz olup, hükme esas alınamaz.
O halde mahkemece, açıklanan hususlar doğrultusunda davacının talep edebileceği ücret belirlenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, nispi vekalet ücreti hesabı yapan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 415,84 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.