MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... olan alacağına karşılık dava konusu 5 numaralı dairenin kendisine satışının yapıldığını, ancak müteahhitin çalışanı olması ve müteahhitin yasal takip altında olması nedeniyle dava konusu taşınmazın davalı ... devri konusunda anlaşıldığını, ancak bu davalı .... önerisi ve garantisi üzerine taşınmazın diğer davalı ...'ye devrinin yapıldığını, davalı ...'nin taşınmazı satarak elden çıkardığını, bunun üzerine tekrar davalılarla biraraya gelip 30.08.2010 tarihli mutabakatnamenin düzenlendiğini, buna göre davalı ...'nin zorunlu ve belgeli masraflar hariç taşınmazın bedelinin kendisine ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalıların bir ödeme yapmadığını ileri sürerek, taşınmazın dava tarihi rayiç bedelinin tespiti ile davalılardan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., 30.08.2010 tarihli mutabakatnamede imzasının bulunmadığını, ihtilafın tarafı olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş; diğer davalı ise mutabakatname'ye, davacı vekilinin hilesi ile imza attığını, bu nedenle geçersiz olduğunu beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı... yönünden dava konusu belgede taraf olmadığı, olayda taşınmazı güvenilir bir kişiye devretmek için istenilen vasıftaki şahsı gösteren kişi olup, davacı ile hukuki bağı bulunmadığı; diğer davalı bakımından ise dayanılan mutabakatın muvazaalı hazırlandığı, davacı tarafın, kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 30.08.2010 tarihli Mutabakatname başlıklı sözleşmeye dayandırılarak, sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Davalı ..., dava konusu taşınmazı 60 bin TL bedelle sattığını, masrafları düştükten sonra kalan 12.000 TL yi davacıya ödediğini, yaklaşık 1 yıl sonra davacı vekilinin " Bankaya ödenen fazla paraların geri alınması ve davacıya dava yetkisi kazandırılacağı " şeklindeki hileli davranışı ile dosyada mevcut mutabakatnameyi imzaladığını, hileli alınan bu belgenin geçersiz olduğunu savunmuştur. Hemen belirtilmelidir ki, davacı ... vekili Av.... ve davalı ... imzalı 30.8.2010 tarihli belgenin hile ile oluşturulduğu, bu nedenle de geçersiz olduğu iddiası, davalı ... tarafından ispat edilememiştir. Hal böyle olunca, belgenin geçerli olduğu ve tarafları bağladığının kabulü gerekir. Buna göre, sözü edilen bu belgenin 4. maddesinde " Taraf ... taşınmazın malikinin ... olduğunu, yaptığı zorunlu masraf ve ödemeler düşüldükten sonra taşınmazın rayiç bedelini üstlenmeyi taahhüt eder. Taraf ... , taraf ... ün yaptığı ödemeleri ve diğer sair zorunlu masrafları üstlenmeyi kabul eder " hususları kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla bu belge hükümleri dikkate alınarak davacının iddiası ve konutun satışı nedeniyle yapılan zorunlu masraf ve ödemelere ilişkin davalının savunması üzerinde durulması, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davacının kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davalı ... bakımından kararın bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy