MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzalanan 21.08.2009 tarihli harici satış sözleşmesi ile ... İli- ... İlçesi - .... 8 Pafta, ... Ada, 1 parsel üzerinde yapılan 32 nolu daireyi satın aldığını, daire bedeli olarak 350.000-TL'yi peşin olarak ödediğini, ancak davalının taahhüt ettiği tarihte daireyi teslim etmediğini ileri sürerek daire bedeli olarak ödediği 350.000,00 TL'nin sözleşme tarihi olan 21.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında imzalanan sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, sözleşmede satış bedeli gösterilmediği gibi davacının ödeme yaptığını gösterir bir belge ya da makbuz da bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki dava ile davalıdan 21.08.2009 tarihli harici satım sözleşmesi ile satın aldığı daire karşılığı peşin olarak ödediği bedelin tahsilini istemiş, davalı ise söz konusu sözleşmede bedel gösterilmediği gibi davacının kendisine ödeme yaptığına dair bir ödeme belgesi de bulunmadığını savunmuştur. Yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ile sözleşmede yazılı 123 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dışı 3. kişi adına kayıtlı olduğu, üzerinde 2 katlı bir bina bulunduğu, ancak 126 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalının da hissedarı olduğu ... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım AŞ'nin yapmış olduğu ... adlı projenin bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar, davacının ödemeye ilişkin herhangi bir belge ibraz edemediği ve protokole konu taşınmazın söz konusu taşınmaz olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan ve imzası davalı tarafça inkar edilmeyen 21.08.2009 tarihli gayrimenkul alım satım protokolünde davacının davalıya 1 adet daire bedeli verdiği açık olup, bu durumda parsel numarası ile ilgili yanlışlık davanın reddi gerekçesi yapılamaz. Sözleşmede satım bedeli yazılı olmadığından ve davacı tarafından da usulünce bedel ispat edilemediğinden, davalının ortağı olduğu şirket tarafından 126 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen projede, satıma konu daire ile aynı özellikte bir daire bedelinin davacıya ödenmesi gerekmektedir. O halde, Mahkemece, söz konusu projede en ucuz ve giriş katta yer alan dairenin 298.300 TL olduğu, davalıya vaat edilen dairenin normal katta yer alması nedeni ile davacının satım bedeli olarak talep ettiği tutarın yeterli olduğuna ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.