MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil ... ... geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, bir kaç parça taşınmazının dava dışı ... Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılması nedeni ile kamulaştırma bedelinin artırılması davası açılması için avukat olan davalıya vekalet verdiğini,...Genel Müdürlüğü'nce kamulaştırma bedelinin davalı avukatın hesabına yatırıldığını, ihtara rağmen kendisine bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, % 10 vekalet ücretinin mahsubu ile davalı yedinde kalan 26.575,00 TL.nin ödeme tarihinden yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, kamulaştırma bedelinin parça parça davacıya ödendiğini ve ibraname alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 26.275,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davası ile, kendisine ait olan taşınmazlarda dava dışı ... tarafından yapılan kamulaştırma işleminden dolayı kamulaştırma bedelinin davalının hesabına yatırılması nedeniyle, kararlaştırılan vekalet ücreti mahsup edildikten sonra iade edilmeyen bakiye alacağın tahsilini istemiştir. Davalı, tahsil edilen kamulaştırma bedelinin parça parça davacıya ödendiğini ve ibraname alındığını savunarak muhtelif tarih ve bedelli iki taraf imzalı ibraname başlıklı belgeleri ibraz etmiştir. Ne var ki, davacı, davalıya verilen ahzu kabz yetkisi içeren 10/12/2002 tarihli vekaletin kendisinin okuma yazma bilmemesi nedeni ile noterde parmak basılmak sureti ile iki tanık huzurunda alındığını bu noktada savunmaya konu ibranamelerin de aynı usulle alınması gerekirken yalnızca ıslak imzalı şekilde alınmasının ibranameleri geçersiz kıldığını ileri sürerek geçersiz ibranamelerin paranın ödendiğini ispatlamayacağını belirtmiştir. Bu noktada uyuşmazlık, ibranamelerin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna atıfla, gerek ibranamelerin vekaletle aynı usulde parmak basmak ve şahit huzurunda alınmaması gerekse ibranamelerden birinin, kamulaştıra bedeli davacı avukatın hesabından çekilmesinden daha önce düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile ibranamelerin geçersizliği üzerinde durularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ibranamelerin taraflarca imzalanması ve ilgili banka tarafından gönderilen hesap dökümlerinde davalı avukatın ibraname düzenlenmeden önce 4/12/2002 tarihinde de para çektiğinin anlaşılması karşısında, geçerli olan ibranamelere binaen davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle davanın kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy