MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil ... geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesine istinaden davalıya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi nedeni ile hesap kat edilerek noter kanalı ile ihtarname gönderdiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine alacağın tahsili için Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğünün 2012/405 esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takip yaptığını, davalının icra takibine haksız ve yersiz olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı ... Otomotiv şirketi aracılı ile araç almak amacıyla davacı bankaya kredi müracaatında bulunduğunu, bundan sonra aracı almaktan vazgeçtiğini, aracın kendisine teslim edilmediğini buna rağmen kredi ödemesinin satıcı otomotive bilgisi dışında bankaca yapıldığını, borçlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğünün 2012/405-esasına ilişen itirazının iptaline asıl meblağ olan 38.750,37TL ye %40 icra inkar tazminatının yükletilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, araç satış sözleşmesine istinaden kullanılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı banka kredi bedelinin ödenmediğini iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı taraf ise krediye konu aracın kendisine teslim edilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının kredi sözleşmesi ile üstlendiği borcu bankaya ödemediği hususunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan belgelerden dava dışı otomotiv şirketinin aracılığı ile araç satışına ilişkin vdf kredisi kullandırıldığı ve tarafların yargılamadaki beyanlarında bu kredinin niteliği hakkında bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere talepte bulunmak taraflara, bu taleplerle ilgili hukuki nitelendirmede bulunmak ise hakime aittir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin 5. fıkrasında bağlı kredi düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre; kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Hal böyle olunca mahkemece; eldeki dosyada kullanılan kredinin niteliği üzerinde durulmalı ve bağlı kredi olması halinde davacı bankanın da aracın teslim edilmemesinde sorumlu olduğu kabul edilmelidir. O halde mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin bağlı kredi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği araştırılarak gerektiğinde tarafların bu konuda sunacağı delilleri toplanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.