MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan değişik tarihlerde konut ve ihtiyaç kredisi kullandığını, konut kredisini faizlerin düşmesi üzerine yeniden yapılandırıldığını, davalı banka tarafından bu işlemler nedeniyle kendisinden dosya masrafı ve yapılandırma ücreti adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek, HMK'nın 107. maddesi gereğince fazla haklarını saklı tutarak şimdilik 6.000,00 TL bedelin, kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı, 02.10.2014 tarihli dilekçesi ile yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak bu talebini 11.228,93 TL olarak artırmış; 9.2.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep miktarını 15.823,46 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 15.823,46 TL kesintinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı yanca temyiz edilmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve banka tarafından haksız kesildiği iddia edilen bedelin tespiti ile belirlenecek miktarın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece de dava belirsiz alacak davası şeklinde nitelendirilerek, 9.2.2015 tarihli ıslah dilekçesi esas alınarak sonuca gidilmiştir. Ne var ki, 6100 sayılı HMK’nın ıslahın “kapsamı ve sayısı” başlıklı 176/2 maddesi uyarınca taraflar aynı davada, ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafça, 16.1.2014 havale tarihli dava dilekçesi ile fazla hak saklı tutarak 6.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle dava açılmış; bilirkişi raporundan sonra 2.10.2014 tarihli dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talebini 11.228,93 TL’ye artırmış; yargılamanın devamı sırasında alınan bilirkişi ek raporundan sonra ise 9.2.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep miktarını 15.823,46 TL olarak tekrar talep artırımı yapmıştır.
Öncelikle davacının 6.000 TL alacağın davalıdan tahsili istemiyle açtığı dava, “tahsil amaçlı belirsiz alacak davası” olmayıp, niteliği itibariyle “kısmi eda külli tespit amaçlı bir davadır. Bu dava türünde, talep belirlemeye yönelik “artırım/tamamlama” şeklinde usuli bir işlem söz konusu değildir. Davacının “artırım dilekçesi” adı altında verdiği dilekçeler hukuki niteliği itibari ile ıslah dilekçesi niteliğindedir. Nitekim davacı vekili, 2.10.2014 tarihli dilekçeyi verdikten sonraki ilk duruşmada, alınan bilirkişi raporu ile masraf miktarının ortaya çıktığını ve buna göre ıslah ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafın bu beyanı ile 6100 HMK’nın 176/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde davacının 9.2.2015 tarihli ikinci ıslah dilekçesi hükümsüzdür. Taraflar, bir davada ancak bir kez ıslah yapabileceği kurallarının ihlali nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 1.080,90 TL harcın istek halinde iadesine, 08/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.