MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ün gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 4 ay sonra ödenmek üzere elden 65.000,00 TL verdiğini, davalının parayı bir bütün olarak ödemeyip yaklaşık 1.5 yılda küçük miktarlar halinde ... ya da banka havalesi ile göndererek büyük bir kısmını ödediğini, ancak geri kalan borcunu ödemeyen davalının yaptığı ödemeleri sanki borç olarak göndermiş gibi ödeme belgelerine dayanarak kendisi aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2013/818 sayılı icra dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıya borcu bulunmadığını ileri sürerek davalıya icra takibine konu ettiği şekilde 57.352,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve % 40'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendisine 65.000 TL borç verecek maddi durumunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının ... İcra Müdürlüğünün 2013/818 sayılı takip dosyasına konu 57.352,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasına konu asıl alacağın % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK 67/2 maddesinde takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceği hükme bağlanmıştır. Anılan kanun hükmü uyarınca davalı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetle yapılması da şarttır. Eldeki davada davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla bozmayı gerektirir. Ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMK.'nun 370/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan " ... İcra Müdürlüğünün 2013/818 Esas sayılı takip dosyasına konu asıl alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine ”Şartları oluşmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 980,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.