MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
Davacı, dava dışı müteveffa ... mirasçılarının idare ve davalılar aleyhine açtığı tazminat davasının İzmir 4. İş Mahkemesince 08/07/2010 tarih ve 2004/1056 esas 2010/366 karar sayılı ilamı ile kabulüne karar verildiğini ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ödenmeyen tazminat alacaklarından davacı idare, davalılar makine mühendisi ... ve ... Temizlik Gıda ve Turizm San. Tic. Ltd. Şirketi’nin birlikte sorumlu olduğunu, kararın icraya konulması üzerine 75.943,26 TL borcun 12/06/2012 tarihinde, 32.756,36 TL bakiye borcun ise 13/08/2013 tarihinde icra dosyasına idare tarafından ödendiğini, ihale sözleşmesi ve eki teknik şartname hükümlerine göre idarenin davalı firmaya ve kusuru nispetinde hastane çalışanı davalı mühendise rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 75.943,26 TL alacağın 12/06/2012, 32.756,36 TL bakiye alacağın ise 13/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., olayda kusuru bulunmadığını, yasa gereği önce idare aleyhine sonradan memur aleyhine dava açılması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı ... yönünden, davanın öncelikle ... Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı ... Temizlik Gıda ve Turizm San Tic. Ltd. Şirketi yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından sadece davalı ... hakkında verilen kısmı yönünden temyiz edilmiştir.
Dava; davacı idare tarafından, dava dışı işçinin ölümü sebebiyle açılan tazminat davası sonucu ödenen bedelin davalı ile arasında yapılan hizmet alım sözleşmesine; olayda kusuru bulunan mühendis olan diğer davalıya ise 657 sayılı Kanun’un 13. maddesi hükmüne istinaden rücuen tahsili istemidir.
Davalı ..., olay tarihi itibarıyla ... Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi ve Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kadrolu makine mühendisidir.
Mahkemenin kabulüne göre, “davacı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tüzel kişiliğe haiz bir kurumdur. Davacı, tüzel kişiliğe dayanarak eldeki davayı açtığına göre öncelikle dava Sağlık Bakanlığı’na yöneltilmelidir. Bu itibarla, davalı ... yönünden, pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerekir.”
Ne var ki 02.11.2011 tarihli ve 28103 sayılı mükerrer Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. Maddesine göre, “Bakanlık Teşkilatı, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan oluşur.” Anılan KHK’nın “Bağlı kuruluşlar” başlıklı altıncı bölümünde 29. maddesinde Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu düzenlenmiş olup, Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini vermek üzere hastanelerin, ağız ve diş sağlığı merkezlerinin ve benzeri sağlık kuruluşlarının açılması, işletilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi, bu hastanelerde her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin verilmesini sağlamakla görevli, Bakanlığa bağlı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu kurulmuştur. Maddenin ikinci fıkrasında, Kurumun görev, yetki ve sorumlulukları belirlenmiştir.
Sözü edilen hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Sağlık Bakanlığına bağlı bir kuruluştur. Bakanlık teşkilatı içerisinde bağlı bir kuruluşun bağlı olduğu Bakanlığa dava açması düşünülemez. Somut olayda, kesinleşen iş mahkemesi kararına göre davalı ... kamu hukukuna tabi göreviyle ilgili olarak işçinin ölümünden dolayı izafe edilen kusur nispetinde sorumludur. Davacı idare, aleyhine açılan dava sebebiyle ödediği miktarı 657 sayılı Kanun’nun 13. maddesi hükmüne göre sorumlu personele rücu edebilir.
Hal böyle olunca, Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanlış değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy