MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş isede dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından, bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının da kendisi gibi avukat olduğunu, davalının hukuk bürosunda çalışırken 1999 depremlerinden dolayı dava dışı bazı müvekkillerin kendisine ayrıca verdiği vekaletlerle davalar açtığını ve çıkan kararların 2009 yılında icra takibine konulduğunu, bu dava ve takipler nedeniyle vekalet ücretinin yarısının kendisine ödenmesi gerekirken tüm ücretlerin davalı tarafından tahsil edildiğini, 2014 yılında 71.329.00.TL' nın ödenmesi için davalıya gönderdiği ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek 71.329.00.TL' nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukatın kendisine ait hukuk bürosunda ücretli olarak çalıştığını, aylık maaş dışında başkaca bir ödeme olmasının mümkün olmadığını, ayrıca dayanak mahkeme ilamlarının halen icra dosyalarında infaz edilmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Yasa' nın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada, davacı Avukat, davalı avukata karşı, mesleki faaliyetinden kaynaklı alacağının tahsilini istemiştir. Davacı, mesleki faaliyeti kapsamındaki işleminden dolayı 6502 sayılı Yasada tanımlanan tüketici vasfını taşımamaktadır. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı Yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı, Tüketici Yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişki, 6502 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Öyle olunca mahkemece, işin esasına girilerek, taraf delilleri sorulup toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 6.4.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.