MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu Ayvalık’taki yazlığını 2002-2010 yılları arasında aynı sitede görevli olan davalı aracılığıyla tatilcilere günlük, haftalık ve aylık kiraya verdiğini, ancak davalının elde ettiği kira gelirini ödemediğini, evin kiraya verildiği günleri site yönetiminin daire sahiplerinden gün başına tahsil ettiği atık su bedeli makbuzları sayesinde tespit edebildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kira alacağının şimdilik 10.000 TL'sinin her yıla ait kira bedelinin tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, evin bu süre içerisinde gider harcamaları, ödemeleri ve alacak kalemleri toplamının 10.032,08 TL'yi bulduğunu, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 9.600,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekâlet yetkisine dayanılarak kiraya verilen dava konusu taşınmazın kira bedellerinin ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporuna göre, “dava tarihi itibarıyla davacıya ödenmesi gereken toplam kira bedeli borcu 6.574,00 TL olup 3.026,70 TL’si yasal faiz olmak üzere davalının toplam alacak miktarı 9.600,70 TL’dir.”
Ne var ki 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/1. maddesi (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 117) uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda, davacı davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Bu itibarla asıl borca ancak dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur.
Mahkemece davadan önce davalının temerrüde düşmediği gözetilerek hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve 818 sayılı BK’nun 104/son maddesi amir hükmüne aykırı olarak asıl borca eklenen faizle birlikte kabulüne karar verilen 9.600,70 TL üzerinden ikinci kez faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle faize faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy